Kuvve-i Şeheviye

Kuvve-i şeheviye

Tagayyür, inkılâp ve felâketlere mâruz ve muhtaç şu insan bedeninde iskân edilen ruhun yaşayabilmesi için üç kuvvetten birisi de kuvve-i şeheviye-i behimiyedir. Kuvve-i şeheviye; menfâatleri celp ve cezb için ihdâs edilmiştir. Kuvve-i şeheviye aynı zamanda iştihâr etmiş on latife olan letâif-i aşeredendir. İnsandaki kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye ve kuvve-i akliye Sâni tarafından tahdit edilmediğinden, insanın cüz-ü ihtiyarîsiyle terakkîsini temin etmek için başıboş bırakılmıştır.

İnsandaki bu kuvvetlere(kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye, kuvve-i akliye) şerîatça bir had ve bir nihâyet tayin edilmişse de, fıtraten tayin edilmemiş olduğundan, bu kuvvetlerin herbirisi tefrit, vasat, ifrat namıyla üç mertebeye ayrılırlar. Kuvve-i şaheviyenin de üç mertebesi vardır. “Meselâ, kuvve-i şeheviyenin tefrit mertebesi humuddur ki, ne helâle ve ne de harama şehveti, iştihası yoktur. İfrat mertebesi fücurdur ki, namusları ve ırzları pâyimal etmek iştihasında olur. Vasat mertebesi ise iffettir ki, helâline şehveti var, harama yoktur. Kuvve-i şeheviyenin yemek, içmek, uyumak ve konuşmak gibi füruatında da bu üç mertebe mevcuttur.”[1]

Kuvve-i şaheviye, insan bedeninde iskân edilen ve şeytanı dinleme ve ona itâat etme kabiliyetinde bir duygudur. Hatta şeytanın insan üzerinde hâkimiyet kurması kuvve-i şeheviye ve gadabiye gibi duyguları iledir. Ruh, kalb, vicdan, sır gibi diğer hissiyatlar ise, fıtrat olarak daha çok hayra meyilli ve hayra kabiliyetlidir. Bu gibi hissiyatlar insanın kendi su-i istimali ile tefessüh ederse, ancak şeytanın bendesi olur. Ama şehvet ve öfke fıtri olarak şerre kâbil yaratılmıştır. Bu yüzden şeytan, ekseri insanları, bu iki hissiyatı işletmekle yoldan çıkarıyor.

İnsan hadd-i vasat olan istikamette kalmaz ise, o takdirde “Kuvve-i şeheviye ile arzda fesat hâsıl olur.”[2] Zaten “Kuvve-i şeheviye ve gadabiye ise, şeytanın desiselerine hem kabile, hem nâkile iki cihaz hükmündedir.”[3] Kuvve-i şaheviye ve gadabiyenin hem kabile, hem nâkile olması, şerri almaya da, vermeye de müsait olmasındandır. Şehvet ve öfke kuvveti, şeytana uyacağı gibi, yani kabile olduğu gibi, şeytana ilham kaynağı ve ona yardım edecek iki kuvvet konumundadır. Yani şeytana nâkile de olur.

Yukarıda da ifade edildiği gibi Bediüzzaman Hazretleri kuvve-i şeheviyenin füruatı yani  teferruatı olarak yemek, içmek, uyumak, konuşmak gibi mertebelerinden bahseder.  Bu fiillerin dahi ifrat, tefrit ve vasat mertebeleri olduğunu söyler. Şeriat-ı İslâmiye yemeğe, içmeğe, konuşmaya ve uyumaya bir had ve nihayet getirmemiş olsaydı haram, helal demez her önümüze geleni yer-içer ve ifrat ederdik. Veyahut da helal olan taamlardan dahi içtinab edip tefrite düşerdik. Oysa şeriat-ı İslâmiye neyin haram neyin helal olduğunu iki hudud olarak gayet vazıh şekilde ortaya koymuştur. Sünnet-i seniyye de, anlamakta zorlandığımız, vâkıf olamadığımız veya şüpheye düştüğümüz her hususu tüm detayları ile  ince ince izah etmiştir. Önemli olan hadd-i vasat olan bu yola göre davranmaktır ve hareket etmektir. Öyleyse önemli olan bir müslüman için ifrata ve tefrite düşmeden yaşayabilmektir. Müslümanların her fiilinin hükmü ta’rif edilmiş ve hadd-i vasat gösterilmiştir. Böylece bizler bu sınırlar içinde kalmak veya kalmamak üzere imtihan olmaktayız. Zaten  din de bir imtihandır. Akla kapı açar, ihtiyarı elden almaz.

Kuvve-i şeheviyenin tefrit, vasat ve ifratına misaller

Kuvve-i şeheviyenin yemek-içmek hususunda tefriti; midenin üçte birini doldurmak ve yirmi dört saatte bir yemektir. Uyumak noktasında tefrit; gece hiç uyumamak, güneş doğarken gaylule yapmaktır. Konuşmak noktasında tefrit; hiç konuşmamak, sürekli sessiz kalmaktır. Gülmek noktasında tefrit; surat asmak, hiç gülmemektir. Gusulde tefrit; gusle hiç ihtiyaç duymamaktır. Et yemede tefrit; hiç et yememektir.

Kuvve-i şeheviyenin yemek-içmek hususunda vasatı; midenin üçte ikisini doldurmak ve on altı saatte bir yemektir. Uyumak noktasında vasat; gece beş saat uyumak ve öğleden önce yarım saat kaylule yapmaktır. Konuşmak noktasında vasat; hayırlı konularda az ve öz konuşmaktır. Gülmek noktasında vasat; tebessüm ile az gülmektir. Gusülde vasat; ayda birkaç defa gusletmektir. Et yemede vasat; haftada bir defa et yemektir.

Kuvve-i şeheviyenin yemek-içmek hususunda ifratı; midenin üçte üçünü doldurmak ve sekiz saatte bir yemektir. Uyumak noktasında ifrat; ikindi-akşam arası 2 saat feylule yapmaktır. Konuşmak noktasında ifrat; malayani ve gereksiz konularda çok konuşmaktır. Gülmek noktasında ifrat; kahkaha ile çok gülmektir. Gusülde ifrat; haftada 2-3 defa gusletmektir.”Haftada birkaç defa gusle mecbur olur.[4] Et yemede ifrat; her gün et yemektir.[5]

Velhasıl: “Ve insandaki kuvve-i şeheviye selâmetli istikameti ve iffeti zâyi etse, ifratla musibetli, rezaletli fücûra, fuhşa ve tefritle humûda, yani nimetlerdeki zevk ve lezzetten mahrum düşer ve o mânevî hastalığın azabını çeker.”[6]

Abdülbâkî ÇİMİÇ

bkicimic@hotmail.com

http://www.feyzinur.com

[1] İşârât-ül İ’câz,2013,s.45

[2] İşârât-ül İ’câz,2013,s.414

[3] Lemalar,2013,s.215

[4] Kastamonu Lahikası,2013,s.182

[5] Nurdersinden istifade edilmiştir.

[6] Şualar,2013,s.972

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir