Bediüzzaman’ın çocukluk yılları

Saîd’in Doğumu Zaman, ahirzamanın bir faslı olan fitne-fesad, helâket-felâket asrına doğru yol alırken şarkın yalçın kayalıkları arasında bulunan yol geçmez, kervan ulaşmaz kabilinden bir köyde bir çocuk dünyaya gelir. Rumî 1293 yılı(M.1878) baharında bir seher vakti Nurs Köyü’nün kıbleye bakan yamacındaki kerpiç duvarlı ve toprak damlı evlerinden birinde dünyaya geldi. Bu çocuk, sıradan bir çocuk […]

Bedîüzzamân’ın Doğum Târîhi

Bedîüzzamân Saîd-i Nursî 1878 tarihinde Bitlis Vilayetine tâbi’ Hizan kazasının İspairt nahiyesinin mülhakatından Nurs Karyesi’nde tevellüd etmiştir.(1293târîhinde, Bitlisvilâyeti, Hizankazâsı, İspa’rit[1],nâhi­yesine tâbi‘ Nurs karyesinde tevellüd etmişdir.)[2] Muhammed Saîd Bilindiği üzere On beşinci Mektup’ta ahir zamanda dinsizliğin iki cereyanından birisi olan ve nifak perdesi altında icraatını yapacak cereyana karşı “Âl-i Beyt-i nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan ehl-i velâyet […]

Ahirzaman Müceddidi: Bediüzzaman

Bedîüzzamân Saîd Nursî’nin Tarihçe-i Hayâtı doğrultusunda hayât devrelerinden önemli gördüğümüz tespitleri incelemeye çalışacağız inşâallah. Özellikle Bedîüzzaman’ın doğumu, çocukluğu, Eski Saîd, Yeni Saîd ve Üçüncü Saîd devrelerinden bazı noktaları ve bu devrelerde görülen mümeyyiz özelliklerle beraber önemli hadiseleri aktarmaya gayret edeceğiz. Bedîüzzamân Hazretleri’ni Eski Saîd’den Yeni Saîd’e; Yeni Saîd’den Üçüncü Saîd’e taşıyan olayları ve hadiseleri de […]

Mevcûdât

Mevcûdât, Esmâ-i Hüsnâ’nın tecellîyatını izhâr, ifhâm, îzâh için bir takım İlâhî mektûblardır ki, içlerinde yazılı deliler, bürhanlar, harikâlar  mû’cize-i kudrettir. Her biri birer vazîfe-i âliye ile muvazzaf birer me’mûr-u Rabbânîdir. Sultân-ı Ezel ve Ebed’in râiyeti hükmündedir. Mektûb-u Samedânî ve birer âyine-i esmâ-i Rabbâniyedir. Esmânın kudsî cemâllerini irâe eden âyinelerdir. Esmânın güzel nakışlarını gösteren levhâlardır. Esmânın […]

Kâbrin Mâhiyeti

Risale-i Nur’un müteferrik kısımlarında bahsi çokça geçen kâbir, kâbir âlemi ve kâbrin mâhiyeti ile ilgili çok önemli ve dikkate değer açıklamalar yapılmıştır. Bu çalışmamızda da kâbrin mahiyeti, ehl-i iman ve ehl-i isyan için kâbir hayatı ve kâbre girmenin yollarını okuma notlarımızdan tasnif etmeye çalıştık. İnşâalah istifadeye medâr olur.

Risâle-i Nur’da Kâinat

Feyzinur Kâinat, kitâb-ı kebîr ve insân-ı ekberdir Kâinat; kısaca bütün âlemler, varlıklar, evren olarak bilinir. Görülebilen ve hissedilebilen maddi âlemin tamamına verilen bir unvan ve isimdir. Şu içinde yaşadığımız arz, sema, yıldızlar, galaksiler kâinat tarifinin içinde sayılır. Beş zahiri duyumuzla algılayabildiğimiz bütün maddî âlemler kâinat kapsamındadır. Bizler de Bediüzzaman Hazretleri’nin Risale-i Nur’da tarifini yaptığı kâinat […]

Bu zamanın cihadı mânevîdir

“Âhirzamanda gelecek Zât’ın kılınç kullanacağı ve muhaliflerini keseceği.”[1] yönünde rivayetler nakledilir. Bu mücadele birçoklarının zannettiği gibi maddî kılınçla değil, mânevî kılınçla, fikir yoluyla olacaktır.  Acaba kılınç sadece maddî bir âlet midir ve hakikatin kılıncı berâhin-i kaviyye ve delâil-i sahihiye(kuvvetli ve doğru deliller) değil midir? Ve en müessir ve insaniyetin tab’ına muvafık kılınç insanları ikna ve teshir edecek […]

Hayat kâinatta en kıymettar bir hakîkattir

Hayat, kâinatta en kıymettâr bir hakîkat ve perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya Allah’ın kudreti ve husûsî tecellisidir. Bu nedenle de hayat her şeyi yaratan, sevk ve idare eden Allah’ın kudret mucîzelerinin en parlağı, en nûrânîsi ve en güzelidir. Ayrıca hayat Allah’ın birlik tecellilerinin en kuvvetli delili ve en parlak burhanıdır. Allah’ın her şeyin kendisine muhtaç olduğu […]

Eşyanın hakaik-i nisbiye ciheti

Hakaik-i nisbiye kelime anlamı olarak nisbî, göreceli hakîkatlerdir. Yani kendisi sabit bir hakîkat olmayıp bir başkasına kıyasla ortaya çıkan ve hakîkat olarak kabul edilen hususlardır. Nisbî hakîkatler gerçek hakîkatlerin anlaşılmasına vasıta ve vesile olurlar. Bir nevi kıyasî bir durum vazifesi görürler. Mesela, şu adam cesurdur, elbetteki birilerine göre cesurdur. Sonra bu adam daha cesur birisiyle […]