Isparta ve Denizli mahkemesi ehl-i vukufun raporunda, medâr-ı nazar olmuş ve i‘tirâz edilmiş bir mesele: “Risâle-i Nur şakirdleri ehl-i cennet olacakları ve îmân ile kabre girecekleri” cihetidir. Aşere-i mübeşşereden başka şahsıyla ve ismiyle bu fazîlete kimse yetişemez.” diye bir nevi i‘tirâzına karşı deriz: Bu meselede şahıs, ismiyle tayin edilmemiş, yalnız kuvvetli işâretlerle “İhlâs içinde kulluk […]
Yazar: Feyzinur
Hukūkullah ve Hukūk-ı şahsiye
“Hukuk-u şahsiye’ ve bir nevi hukukullah sayılan ‘hukuk-u umûmiye’ namıyla iki nevi hukuk var.”[1] Onun için hukuk-u şahsiye olan hukuk-u ibâd, hukukullah hükmüne geçmiyor. Hukukullah, menâfi-i umûmiyeyi temsil ediyor. İnâyet-i İlâhiyenin ziyası olan mehâsin-i mücerredenin şulesi olan hukukullah ve hukuk-u ibâdı, enbiya düstur-u hareket etmişlerdir. Görüldüğü gibi önce hukukullah geliyor. Hukukullahı muhafaza etmek, hukuk-u şahsiyeden […]
Risale-i Nur’da tesânüd, uhuvvet ve ihlâs
Bediüzzaman’ın farklı zamanlarda kaleme aldığı Lahika mektupları, sadece dinî birer tavsiye mektupları değil, aynı zamanda cemiyetin ahlâkî ve manevî rehberidir. Bu mektupların ortak gayesini teşkil eden “tesânüd, uhuvvet ve ihlâs” kelimeleri, sadece ahlâkî bir seciye değil, cemiyetin geçirdiği sarsıntılar ve hâricî saldırılar karşısında metâneti sağlayan “en büyük kuvvet” olarak kabul edilir. Günümüzün şahıs merkezli dünyasında […]
Doz Aşımı: Ölçünün Kaybolduğu Nokta!
Mevcût dünya hayatının en ehemmiyetli nimetlerinden biri şüphesiz tıbbın gelişmesi ve ilaçların insan hayatına bir vesile hâline gelmesidir. Bir zamanlar tedavisi mümkün olmayan pek çok hastalık bugün ilaçlar sayesinde Allah’ın izniyle kontrol altına alınabilmektedir. Ancak her nimetin olduğu gibi ilaçların da doğru kullanılmadığında ciddi riskler ve tehlikeler taşıdığı bir hakikattir. Bu tehlikelerin başında ise ‘doz […]
Önde ve sonda bulunanların imtihânı…
Risale-i Nur hizmetinde “Erkânlar ve sahipler ve haslar ve nâşirler ve talebeler ve taraftarlar ve kardeşler ve dostlar gibi tabakat var.”[1] Bu hizmette kader-i ilâhinin de muvazzaf kıldığı ancak her daim imtihanın şiddetlenmesi sırrıyla tehlike ihtimali her tabakada bulunmak kábildir. Ancak önde ve arkada bulunanlar en şiddetli imtihanla eleklerden geçirilirler. Çünkü büyük dağların karı çok […]
Hz. Hasan(ra)’ın hilâfetten ferâgatı
Peygamber Efendimiz(sav), nakl-i sahih-i kat’î ile, ferman etmiş: “Bu iş nübüvvet ve rahmetle başladı, sonra rahmet ve hilâfet hâlini alacak, sonra ısırıcı saltanat şekline girecek, sonra da ceberût ve fesâd-ı ümmet azgınlık meydan alacak.”[1] deyip, Hazret-i Hasan(ra)’ın altı ay hilâfetiyle, Ciharyâr-ı Güzînin (Hulefâ-i Râşidînin) zaman-ı hilâfetlerini ve onlardan sonra saltanat şekline girmesini, sonra o saltanattan […]
Ferâgat mesleği
Risale-i Nur’da ferâgat mesleği, sadece dünyevî lezzetlerden vazgeçmek değil, aynı zamanda nefsin her türlü istek ve enâniyetinden, dünyevî makám hatta şahsî ve mânevî kemâlât arzusundan bile vazgeçip, ömrünü tamamen Kur’ân ve iman hizmetine hasr-ı nazar etmektir. Ferâgat Nedir? Lügat manasıyla ferâgat; bir haktan kendi isteğiyle vaz geçmek, el çekmek ve fedakârlık yapmak anlamına gelir. Ancak […]
On Dördüncü Mektup…
On Dördüncü Mektup boş kalmıştır. Barla Lahikası’ndaki bir mektubunda Bediüzzaman talebelerinin sorularına cevap olarak yazdığı kısmı gönderdiğinde On Altıncı Lem’a veya yazılmayan On Dördüncü Mektup olarak kabul edilmesini ister. Daha sonra bu kısım 16. Lem’a olmuş, 14. Mektup boş kalmıştır. Ayrıca Hz. Ali’nin sûreleri saydığı Celcelutiye kasidesinde saydığı sûrelerle aynı sıradaki Risale-i Nur’un mühim risalelerine işaret […]
Fihrist Risalesi’ndeki Takriz Mektubu
Fihrist Risalesi’nin birinci kısmı: On Beşinci Lem’a Risale-i Nur Külliyatı içinde Fihrist Risalesi, Külliyatın ana muhtevasını, te’lif maksadını ve metodunu tanıtan temel rehber hükmündedir. Fihrist’in birinci kısmını Bediüzzaman Hazretleri kendisi te’lif etmiş olup, hususan On Beşinci Lem’aya odaklanmakta; bu Lem’a’nın te’lif sebebi, muhtevası ve Risale-i Nur hizmetindeki merkezi konumunu açıklamaktadır.
Zübeyir Gündüzalp’in davaya sadâkati
Davasında kendini fânî etti Eğitimci yazar Abdulbaki Çimiç, Zübeyir Gündüzalp’in hayatına bakıldığında uzun izahlara ihtiyaç kalmadığını, onun sadakatinin bizzat hayatıyla görüldüğünü ifade etti. Çimiç, “Çok fazla söze ihtiyaç yok esasında; Zübeyir Ağabey kendi hayatı, davaya sadakati apaçık ortada” diyerek başladığı konuşmasında, Zübeyir Gündüzalp’in sıradan bir talebelikten öte, bütün varlığını Üstadına, Risale-i Nur’a ve hizmete adayan […]