Yeni Asya ve Neşir Hizmeti

“Bu zamanda Nurlarla hizmet-i îmâniye, her tarafta ilânatla ve muhtaç olanların nazar-ı dikkatlerini celb etmekle olur.”[1] “Ey benim şu sekiz tane Arabî risalelerime nazar eden zevat! Biliniz ki, yazdığım şu eserleri, evvelâ ve yalnız kendi nefsim için yazmıştım.[2] Sonra düşündüm; Bu nimete bir şükür lâzımdır. Onun şükrü ise, bunları neşretmektir. Ola ki, bazı insanlar, onlardan […]

El-Metîn ismine mazhariyet

El-Metîn ismi, Allah’ın Esmâ-ül Hüsnâsı olarak bilinen “doksan dokuz” isminden biridir ve “Kuvvet ve kudret menbâı, pek güçlü.” anlamlarına gelir. Metîn ismi Kur’ân-ı Kerim’de geçen bir isimdir. Allah’ın El-Metîn ismi şu Kur’ân âyetinde geçmektedir: “Şüphesiz Allah’ın kendisi, rızık verendir, Metîn (sağlam olan), kuvvet sahibi olandır.”[1] El- Metîn ismi, kuvveti çok şiddetli olup hiçbir iş zor […]

Rûhun mânen terakkisi

Cenab-ı Hak teâla ve tekaddes, insanı halk etmeyi irade buyurduğunda; Onu, kâinatı içinde cem’eden cami bir nüsha kılmış, onsekizbin âlemi müştemil olan âlem kitabına da bir fihriste etmiştir. Belki, hayat ve vücut ile berâber, kıymettar bir rûh cevheri ona verilmiştir. İnsanın rûhu, en latîf ve sabit bir cevherdir. Ve insanın rûh cevherinde Cenâb-ı Hak taâlanın […]

Müyûlât-ı kalbiye ve Temâyülât-ı aklîye

Hilkat ağacının neticesi ve semeresi insandır. Malûmdur ki, semere bütün eczânın en ekmeli ve kökten en uzağı olduğu için, bütün eczânın hâsiyetlerini, meziyetlerini taşır ve içine alır. Hilkat-i âlemin hakîkî gâyesi hükmünde olan çekirdeği yine insandır. Hayy-ı Ezelî kâinatı hayat için halk etmiş ve kâinatın merkezine hayatı ve insanı koymuştur. Hayatın hâlis ve sâfi bir […]

Süveydâ-i kalb ve basîret

Risâle-i Nur, enfüsî âlemimizde tesiri azim izler bırakır. Farklı bakış açıları ve tefekkür pencereleri açar. Sıradanlık ve yeknesaklıktan bizleri kurtarır. Ülfet, ünsiyet ve gaflet perdelerimizi parçalar. Mânâ-i ismîden mânâ-i harfîye geçirir. Böylece insan âfâktan enfüse dönerek hakîkete mülâki olur. Bir nev’î kesretten vahdete, âfâktan enfüse dönmenin tesîrli yollarını gösterir. Süveydâ-i kalb, basar ve basîret kavramları […]

İslâm kardeşliği ve ihlâs

Mü’minler ancak kardeştirler İman, bütün eşya arasında hakikî bir uhuvveti, irtibatı, ittisali ve ittihad rabıtalarını tesis eder. İman, herşeyin arasında bir uhuvvet, bir kardeşlik te’sis ettiği için; mü’minin ruhunda hırs, adavet, kin ve vahşet şiddetlenmez. Çünkü mü’min, nur-u imanın dikkatiyle en şedid düşmanıyla dahi bir nevi kardeşliği var olduğunu görür. Bu kardeşlik o düşmanın adavet […]

Risâle-i Nur’un mâhiyeti

Risâle-i Nur, Kur’ân’dan mülhemdir. İlm-i vehbî ile te’lif edilmiştir. Risâle-i Nur’da vehbî olan ledünnî bir ilim vardır. Günümüze İslâmı doğru olarak aktarmıştır. Kanâatimiz o ki, Risâle-i Nur’daki bu muvaffakiyet, mânevî bir ilm-i ledün menbâının mahsülüdür. Başka bir şey değildir. Risâle-i Nur, şahıs merkezli değil, fenâ fi’l-ihvân merkezli bir yol ta’kip etmiştir. Şahıs odaklı değil, ortak […]

Risâle-i Nûr ile Hizmet Etmek

Risâle-i Nûr ile Hizmet Etmek Risâle-i Nur’un maksâd-ı âlisi ve hakîkîsi; Kur’ân’ın cadde-i kübrâsında gidip, ehl-i imânı ve diğer insanları ölümün idâm-ı ebedisinden ve haps-i münferidden kurtarmaktır. Ve husûsi vazîfemiz de, Kur’ân’ın imânî hakîkatlerini tahkîkî bir sûrette ehl-i îmâna bildirip, onları ve kendimizi idâm-ı ebedîden ve daimî, berzâhî haps-i münferitten kurtarmaktır. Ümmeti sahil-i selâmete Kur’ânî […]

On Akılla Okumak!

On akılla okumak! Risâle-i Nurlar hem ferdî hem de birlikte okunan eserlerdir. Ferdî okumalar elbetteki istifâdeden beri değildir. Hem herkes kendi şahsî okumasını ihmâl etmemelidir. Bunun çok ehemmiyeti vardır. Ancak Bediüzzaman Hazretleri’nin “Sizler, ara sıra, İhlâs ve İktisat Lem’alarını ve bazan Hücumat-ı Sitte risalesini mâbeyninizde beraber okumalısınız.”[1] Dediği de bir hakîkattir. Bu okumalarda “her biriniz […]