Mevcûdât

Mevcûdât, Esmâ-i Hüsnâ’nın tecellîyatını izhâr, ifhâm, îzâh için bir takım İlâhî mektûblardır ki, içlerinde yazılı deliler, bürhanlar, harikâlar  mû’cize-i kudrettir. Her biri birer vazîfe-i âliye ile muvazzaf birer me’mûr-u Rabbânîdir. Sultân-ı Ezel ve Ebed’in râiyeti hükmündedir. Mektûb-u Samedânî ve birer âyine-i esmâ-i Rabbâniyedir. Esmânın kudsî cemâllerini irâe eden âyinelerdir. Esmânın güzel nakışlarını gösteren levhâlardır. Esmânın […]

Risâle-i Nur’dan nasıl istifâde ederiz?

* Ey aziz kardeşim! Allah’a karşı âcizlik ve ihtiyacını hissetme esasına dayanan bu yolda şu dört şey lâzımdır: “Acz-i mutlak, fakr-ı mutlak, şevk-i mutlak, şükr-ü mutlak.”(Sonsuz acz, sonsuz fakr, sonsuz şevk, sonsuz şükür.) Öyleyse Risâle-i Nur’u acz ve fakrımızı anlayarak okumalıyız. Evet evet, acz ve fakr ile tevekkül ve iltica ile nur kapısı açılır zulmetler […]

Hakîkat nasıl gizlenir?

“Kamer, nuru çekildikçe vücudunu kaybettiği gibi, nursuz çok küreler, mahlûklar, gözümüzün önünde olup göremiyoruz.”[1] Aynen öyle de, gözümüzün önünde bulunan Şems-i Kur’ân’nın nuru olan Risale-i Nur hakîkatlerinin de bazen nuru çekilir,  gizlenir ve muhataplarına görünmez. Bunun elbette çok hikmetleri ve sebepleri vardır. Bediüzzaman Hazretleri de siyâset cazibesi ile bakılan bir mevzu neticesinde “Fakat heyecanlı tevillerim […]

Birlikte Risale-i Nur okumak

Karadeniz’in şirin bir ilçesinde, güzide bir mekân ve sahil mahallinde on müttehid adamın iki katı bir keyfiyetli sayı ile dokuz senedir sürdürdüğümüz “Yetişkinler Risale-i Nur Okuma Programını” bu sene de deruhte ettik, elhamdülillah. Orta Karadeniz Bölgesi illerinin katılımı ile 30 Eylül günü dokuzuncu program için bir araya geldik. Program bir hafta sürdü. Dokuz senenin mânevî […]

Kalb ruhun ayıbını nasıl görmez?

“İnsanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazîfesine muavenet eder.”[1] Burada müminlerin ve Risâle-i Nur hizmetindeki kardeşlerin birbirinin ayıplarıyla, kusurlarıyla uğraşmamaları gerektiği belirtilir. İnsanın maddî aza ve hasseleri ile mânevî latîfeleri […]

Yeni Asya ve Neşir Hizmeti

“Bu zamanda Nurlarla hizmet-i îmâniye, her tarafta ilânatla ve muhtaç olanların nazar-ı dikkatlerini celb etmekle olur.”[1] “Ey benim şu sekiz tane Arabî risalelerime nazar eden zevat! Biliniz ki, yazdığım şu eserleri, evvelâ ve yalnız kendi nefsim için yazmıştım.[2] Sonra düşündüm; Bu nimete bir şükür lâzımdır. Onun şükrü ise, bunları neşretmektir. Ola ki, bazı insanlar, onlardan […]

El-Metîn ismine mazhariyet

El-Metîn ismi, Allah’ın Esmâ-ül Hüsnâsı olarak bilinen “doksan dokuz” isminden biridir ve “Kuvvet ve kudret menbâı, pek güçlü.” anlamlarına gelir. Metîn ismi Kur’ân-ı Kerim’de geçen bir isimdir. Allah’ın El-Metîn ismi şu Kur’ân âyetinde geçmektedir: “Şüphesiz Allah’ın kendisi, rızık verendir, Metîn (sağlam olan), kuvvet sahibi olandır.”[1] El- Metîn ismi, kuvveti çok şiddetli olup hiçbir iş zor […]

Rûhun mânen terakkisi

Cenab-ı Hak teâla ve tekaddes, insanı halk etmeyi irade buyurduğunda; Onu, kâinatı içinde cem’eden cami bir nüsha kılmış, onsekizbin âlemi müştemil olan âlem kitabına da bir fihriste etmiştir. Belki, hayat ve vücut ile berâber, kıymettar bir rûh cevheri ona verilmiştir. İnsanın rûhu, en latîf ve sabit bir cevherdir. Ve insanın rûh cevherinde Cenâb-ı Hak taâlanın […]

Müyûlât-ı kalbiye ve Temâyülât-ı aklîye

Hilkat ağacının neticesi ve semeresi insandır. Malûmdur ki, semere bütün eczânın en ekmeli ve kökten en uzağı olduğu için, bütün eczânın hâsiyetlerini, meziyetlerini taşır ve içine alır. Hilkat-i âlemin hakîkî gâyesi hükmünde olan çekirdeği yine insandır. Hayy-ı Ezelî kâinatı hayat için halk etmiş ve kâinatın merkezine hayatı ve insanı koymuştur. Hayatın hâlis ve sâfi bir […]