Hayrı Şer Yapan Riyâ!

Hayrı şer yapan Riyâ! Riyâ, kelime kökeni olarak rü’yet(görmek) ve süm’a(işitmek)’ten gelmektedir. Riyâ, iyi görünmekle insanların kalbinde yer almak istemektir. Riyâ, ibadetle olabileceği gibi, başka işlerde de olabilir.[1] İnsanın amellerinde Allah rızası yerine, insanların rızasını kazanmaya çalışmak ve onların kalbinde makam elde etmek için gösteriş yapması riyâ olarak bilinir. Risale-i Nur’da ise riyânın, fiili bir […]

Tahtie ve Tahtiecilik

Tahtie ve tahtiyecilik… Tahtie, bir kimseyi veya bir şeyi hatalı görmek, hata isnad etmek, yanıltmak. “Bu hatadır” diye iddia etmek. Doğru bir tanedir, fazla olmaz” fikriyle muhataplarının fikirlerini hatâlı bulan kimselere Tahtieci denir. Tahtieci, hatalı görmeyi meslek edinen kişidir. Kusur bulmaya çalışarak o kusuru karşıdakine yapıştırana kadar durmayan bir hastalıktır. Tahtieciliğin “Mezhebim haktır; hata ihtimali […]

Müşkülpesent olmamak!

“Hem çok müşkülpesend olma!” Bediüzzaman Kastamonu Lahikası mektuplarının birinde bir talebesine çok önemli ikazlarda bulunur. Risale-i Nur hizmetleri ve Talebeler arasında nasıl hareket edilmesi gerektiğine dair hizmet prensipleri verir. Şöyle. “…Müsamahakârane geçininiz. Birbirinizin kusurunu görmeyiniz, tevil ediniz. Herkes senin gibi kahraman olamaz. Hem çok müşkülpesend olma. Aza kanaat ile, talebelerin az hizmetlerini de takdir et; […]

Meylü’r-Rahat(Rahatına Düşkün Olmak)

Meylü’r-rahat(Rahatına düşkün olmak)İşte, himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit karşısına “Umûm meşakkatın anası ve umâm rezaletin yuvası olan meylü’r-rahat geliyor.”[1] Bediüzzaman, meylü’r-rahatın mahiyetini ve ondan kurtulma yollarını göstermiş. Bu rahatına düşkün olma hâlini umûm meşakkatin anası ve umûm rezaletin yuvası olarak belirtmiş. Meylü’r-rahat insanı sefâlet zindanına atar. Bu düşmana karşı “İnsan için ancak […]

Allah’ın Vazifesine Müdahale Etmek…

Allah’ın vazifesine müdahale emek… Münazarat’taki “Zindan-ı atalet” bahsinde, şevke binmiş himmetin önündeki manilerden birisi de “Allah’ın vazifesine müdahale” olarak kabul edilen dinsiz düşmandır. Bu maniye karşı iki reçete gösterilir. Bunlardan biri “Emrolunduğun gibi dos doğru ol” emr-i İlâhîsi; diğeri “Efendine amirlik taslama” düsturudur. Demek ki, diğer manilerde olduğu gibi, bu maniyi de def etmek bizim […]

İşi Birbirine Havale Etmek

İşi Birbirine Bırakmak(Havalecilik) “Neme lâzım, başkası düşünsün” ahlâk-ı seyyienin menşeidir. Aynı zamanda istibdadın yadigârıdır. Müslümanlar millete, din ve devlete nâfi olan her şeye ya taraftar olmalı, yâda fili olarak hizmet etmelidir. Yoksa karşısına “Acz ve nefsin itimatsızlığından neş’et eden  ve işi birbirine bırakmak olan düşman-ı gaddar geliyor. Himmetin elini tutup oturtturur. Siz de, “La yedirrukûm […]

Başkasının tekâsülünden etkilenmek

Başkasının tekâsülünden etkilenmek… Hamiyet ve hizmet erbabına ehemmiyetli bir mani de“Başkasının tekâsülünden, görenek fırsat bulup, hücum edip, belini kırar.”[1] Yani başkasının noksanlarını görüp kolaycılığa kaçarak, çalışmadan neticeye ulaşmak ve bunu da makul bir davranış kabul ederek helâl yoldan çalışmanın belini kırmaktır. Bu düşmana karşı “Tevekkül etmek isteyenler, sadece Allah’a tevekkül etsinler.”[2] olan hısn-ı hasini himmete […]

Fikr-i infirâdî ve tasavvur-u şahsî

Fikr-i infirâdî ve tasavvur-u şahsî Bir başka kapanması gereken kapı da ben bilirim, benim fikrim güzeldir, bu işi benden başkası bilemez, benim düşüncemden daha isabetli fikir yoktur türünden, fikr-i infirâdî ve tasavvur-u şahsîolarak da tarif edilen şahsî tasavvur ve hayâlî kuruntulardır. Bu maniye karşı da insanlar adedince kabiliyetler olduğu, herkesin bir düşüncesi olabileceği, farklı fikirlerden […]

Acûliyet Kapısı

Acûliyet kapısı Ehl-i hamiyeti zindan-ı atalete düşüren manilerden birisi de “İlel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden acûliyet çıkar, himmetin ayağını kaydırır.”[1] Aculiyet, bir şeydeacele edip, tertip ve sıralamayı gözetmeden, birden hedefe gitme hâlidir. Bu vaziyet insanı, beklediği sonuca ulaşmadan yaptığı işten vaz geçirir. Hâlbuki şu hikmet dünyasında her şey bir zamana ve silsileye bağlı olarak […]