Temessülün Aksâmı Muhtelifedir

 
Temessülün Aksâmı Muhtelifedir
Âyinede temessül, münkasım dört sûrete: Ya yalnız hüviyet; ya beraber hâsiyet; ya hüviyet hem şû’le-i mahiyet; ya mahiyet, hüviyet.
Eğer misâl istersen, işte insan ve hem şems, melek ve hem kelime. Kesifin timsalleri, âyinede oluyor birer müteharrik meyyit.
Bir ruh-u nuranînin, kendi mir’atlarında timsalleri oluyor birer hayy-ı murtabıt; aynı olmazsa eğer, gayrı dahi olmayıp
Birer nur-u münbasit. Ger şems hayvan olaydı; olur harareti hayatı, ziya onun şuuru.. şu havassa mâliktir âyinede timsali.
İşte budur şu esrarın miftahı: Cebrail hem Sidre’de, hem Sûret-i Dıhye’de meclis-i Nebevî’de,
Hem kim bilir kaç yerde!.. Azrail’in bir anda Allah bilir kaç yerde, ruhları kabzediyor. Peygamber’in bir anda,
Hem keşf-i evliyada, hem sâdık rü’yalarda ümmetine görünür, hem Haşirde umum ile şefaatle görüşür.
Velilerin ebdâlı, çok yerlerde bir anda zuhur eder, görünür.(Lemaat)

Ayinede misallenme, yansıma ve görüntü çeşitli kısımlara ayrılmış dört suret şeklindedir.
1.Ya hüviyet: Ya özellik, bir şeyin mâhiyeti ve kimliğidir.
2.Ya beraber hâsiyet: Ya beraber, birlikte husûsiyettir.
3.Ya hüviyet ve şule-i mâhiyet: Ya özellik, mâhiyet ve bir şeyin mâhiyetini yansıtan parıltıdır.
4.Ya mâhiyet hüviyeti: Ya bir şeyin iç yüzü ve özelliği ve kimliğidir.

Bu dört kısma dört örnek ise;
Ya yalnız hüviyet; ya beraber hâsiyet; ya hüviyet hem şû’le-i mâhiyet; ya mâhiyet, hüviyet için;

İşte insan ve hem şems, melek ve hem kelime.

Kesif için(katı ve yoğun için) insan timsalleri ayinede hareketli ve cansız ve meyyit oluyor. Aynada katı maddelerin görüntülerinin hareketli ancak cansız olması gibi.

Nurâni varlıkların rûhları, kendi aynalarında yansıyan görüntü ve suretleri birer hayati, canlı ve diri oluyor ve öyle timsalleşiyor. Aynen olmasa da başkası dahi olmayıp birer yayılmış ve genişlemiş bir nur oluyor.

Eğer güneş bir hayvan olsaydı, onun hayatı hararet ve ısı şeklini alırdı, ışığı ise o hayvanın şuuru, idrak ve bilinci olurdu. Demek güneş şuuru başına geçirse ve hayat ısısını giyse bir hayattar hayvan özelliklerini taşırdı. İşte şu duygular ve duyulara sahip olur o ayinedeki timsal ve görüntüler.

İşte budur şu sırların anahtarı: Cebrail hem yedinci kat gökte, peygamberimizinde çıkabildiği en son mâkam; Arşın sağ yanında bulunduğu rivayet edilen ve öylesine hiçbir varlığın geçemediği Sidre ‘de hem de Dıhye isimli sahabenin sureti ile, Peygamberimizin meclisinde ve huzurundadır. Gelir Efendimize(asm) vahyi tebliğ eder ve kimse anlamaz cebrail olduğunu.

Hem kaç yerde birden bu nuraniyet sırrı ve timsali ile Azrail bir anda Allah’ın izni ile bulunur ve ruhları kabzeder. Bir yerde olmak diğer yerlerde olmaya mani değildir sırr-ı timsâlî ile.

Aynı sır ile Peygamberimiz(asm), Allah dostlarının mânevî bazı sırlara hakîkatlere vakıf olmaları, hem de doğru Efendimizin(asm)’in göründüğü rüyalarda ümmetine görünmesi ve de haşirde umum ümmeti ile görüşmesi ile onlara şefaât etmesi yine nûraniyet ve sırr-ı temessül ile olmaktadır.

Veli olan abdalı ya’ni Allah dostlarından haram ve şüpheli şeyleri yemekten kaçınan, farzları tam yapıp haramlardan ve günahlardan âzamî kaçarak fazla nuranileşerek bir anda bir kaç yerde görünebilme melekesi kazananlar bir anda ortaya çıkarak ve zuhur ederek görünmeleri de nuraniyet sırrı ile tahakkuk etmekte ve sırr-ı temessülün mâhiyetinin tecellileridir.

Bâkî ÇİMİÇ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.