İhyâ-yı Nev ve İhyâ-yı Ferd

 
İhyâ-yı Nev,İhyâ-yı Ferd Gibidir
Mevt-âlûd bir nevm ile kışta uyuşmuş bir sinek, nasıl onun ihyası kudrete ağır gelmez.
Şu dünyanın mevti de, ihyası da öyledir. Bütün zîruh ihyası onda fazla nazlanmaz.(Lemaat)
İhyâ-yı nev ya’ni bir neve türe hayat verme, bir ferdi diriltme gibidir.
Mesela; bir nefer için gerekli olan bütün teçhizat ve ihtiyaçları hazırlamak ile bir ordunun ihtiyaçlarını hazırlamak aynı kolaylıktadır. Ordu için hazırlanan bütün teçhizat bir nefere de lazımdır.

Aynen öylede bir zerre ile bütün kâinatın yaratılması kudrete birdir.

Ölüme benzer bir uyku ile kışta uyumuş bir sineğin ihyâsı da kudrete ağır gelmez ve her baharda envâ-î çeşit mevt-âlûd bir uykuya yatan tâifeleri ihyâ eden kudret bu numuneleri bizlere şahadet âleminde defaâtle göstermektedir.

İşte şu dünyanın mevti de, kıyametle ölmesi, ihyâsı da kışta uykuya yatıp baharda tekrar hayatlandırılan sinekler ve hayvanat tâifesinin ihyâsından geri kalmamalıdır ve kalmayacaktır. Dünyanın ihyâsı da öylece kudretle ihyâ edilecektir.

Bütün zirûh, ya’ni canlı, rûh sahibi olanların ihyâsı da onda fazla nazlanmayacak ve Allah’ın kudreti ile ebedî olarak tekrar dirilecektir.

Çünkü ;

  • şu mevcudat, irâde-i İlâhiye ile seyyâledir.
  • Şu kâinat, emr-i Rabbânî ile seyyaredir.
  • Şu mahlûkat, izn-i İlâhî ile, zaman nehrinde mütemadiyen akıyor,
  • âlem-i gaybdan gönderiliyor,
  • âlem-i şehadette vücud-u zâhirî giydiriliyor,
  • sonra âlem-i gayba muntazaman yağıyor, iniyor.
  • Ve emr-i Rabbânî ile, mütemadiyen
  • istikbalden gelip
  • hale uğrayarak teneffüs eder,
  • maziye dökülür.”
  • Demek, bir Kadîr-i Zülcelâl, bir Hakîm-i Zülkemal, mütemadiyen tavaif-i mevcudatı ve her taife içindeki cüz’iyatı ve o taifelerden teşekkül eden âlemleri, kudretiyle hayat verip tavzif eder, sonra hikmetiyle terhis edip mevte mazhar eder, âlem-i gayba gönderir, daire-i kudretten, daire-i ilme çevirir.(Yirminci Mektup
Bâkî ÇİMİÇ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.