Ahirzaman Garîbleri

Ahirzaman Garîbleri

Yâ Rab, garibem, bîkesem(kimsesizim), zaîfem(zayıfım), nâtüvânem(çaresizim), alîlem(hastayım), âcizem, ihtiyarem, Bî-ihtiyârem(iradesizim), el-aman-gûyem(aman diliyorum), afv-cûyem(af diliyorum), meded-hâhem(yardım, imdad istiyorum), zidergâhet İlâhî(Senin dergâhından, katından ya İlâhi)![1] İşte böyle ifade ediyor Ahirzaman’ın Bediüzzaman’ı kendisini. Hem de Garîbüzzaman olarak bilindi “asırlardır beklenen” O Veli! Peygamber Efendimiz(asm) de, “İslâm garîb başladı, başladığı gibi (bir hale) dönecektir. Ne mutlu garîblere!”[2] diye haber verdi ahirzamana müjdeyi. Garîbüzzaman da tâ asr-ı sâadetten aldı hakikat dersini. “Yâ İlâhî ve yâ Rabbî, Ben îmânın gözüyle ve Kur’ân’ın tâlimiyle ve nuruyla ve Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın dersiyle ve ism-i Hakîmin göstermesiyle görüyorum ki…”[3] diye başladı Kur’ân derslerini tahsil, tâlim ve taallüme. Tahsil-i ilim için “Hazret-i Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, ümmetinden sual sormamak şartıyla ilm-i Kur’ân’ın tâlim edileceğini tebşir etmişler.”[4]di. Aynen böyle oldu Ahirzamanın Garîbüzzaman’ının tarihçe-i hayatı.

Efendimiz(asm)’in asr-ı sâadet dönemi de garîb başlamış ve meşakkatli geçmişti. Son Garîblerin zamanı da ilk garîblerin zamanı gibi pek şiddetli, tehlikeli, fitneli olacaktı ve öyle de oluyor. İlk Garîbler cehaletin en şiddetli bir devresi ve cahiliye dönemi olan müşrik bir toplumda mücadele etmişlerdi. Ahirzamanda gelen son garîbler ise, fesâd-ı ümmet zamanında, bozulmuş olan İslâm cemiyetinin ıslahı için mücahede ettiler ve ediyorlar. Bir nevi asr-ı sâadetin izlerini taşıyordu ahirzaman asrı ve hâdiseleri. Çünkü asr-ı sâadet, sonraki asırların ilk halkası ve merkez dairesiydi. Öyleyse asr-ı ahirzamanın fesâd-ı ümmet zamanında asr-ı sâadet metodu olan sünnetullahtı kurtuluş reçetesi. Garîbüzzaman da bu vazîfe ile muvazzaftı ümmet adına. Ümmetten sual sormamak şartıyla verilmişti kendisine ilm-i Kur’ân! “Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın talimiyle anladım”[5] ki diyordu kendisi zaten. Efendimiz(asm)’de gamlanıyordu onlar için her an. İşte Ebu Zerr-i Gıfari(ra)’ya anlatıyordu açık bir beyan!

Bir gün Efendimiz, Ebu Zerr-i Gıfari (R.A.)’e buyurdular ki:”Ya Eba Zerr Allah güzeldir, güzeli sever. Benim niçin gamlandığımı, ne düşündüğümü ve neyi özlediğimi biliyor musunuz, ya Eba Zerr?”

Oradakiler: ”Bilmiyoruz ya ResulAllah, Gamını ve düşünceni bize haber ver” dediler.

Resulullah (a.s) bir “Aaah!” dedi: ”İştiyakım benden sonraki ihvanıma kavuşmak içindir. Onların durumları enbiyaların durumları gibidir. Onlar şühedaların menzilesindedirler. Babalarından ve kardeşlerinden sadece Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmak için ayrı düşerler. Malı Allah için terk ederler. Nefislerini tevazu ile hor hakîr ederler. Şehevâta ve dünya füzûliyyâtına rağbet etmezler. Allah’ın beytlerinden bir beytde Muhabbetullah’dan dolayı mahrum ve mahzun olarak toplanırlar, kalblerini Allah’a verirler.

Ruhları Allah’a bağlı, onları bilmek Allah’a aid. Onların birinin hastalanması bir sene ibâdetten efdal olur.”

“Eğer istersen anlatayım ya Eba Zerr?”

“İsterim ya ResulAllah.”

“Onlardan birisi öldüğü zaman Allah indindeki şereflerinden dolayı semada ölenler gibidirler.

Eğer istersen daha anlatayım ya Eba Zerr?”

“İsterim ya ResulAllah.”

“Onlardan birisi elbisesindeki bir böcekten müteezzi olduğu vakit ona Allah indinde yetmiş hacc ve gazve ecri ve İsmail zürriyyetinden kırk köle azad etmiş sevabı verilir, onlardan da her birisi on iki bin kişiye muaddildir.

Eğer istersen daha ziyade edeyim ya Eba Zerr?”

“Evet ya ResulAllah.” “Onlardan birisi ehlini hatırlayıp da gamlandığı vakit her bir nefesine bir derece yazılır.

Eğer istersen daha anlatayım ya Eba Zerr?”

“Evet ya ResulAllah.”

“Onlardan birisinin arkadaşları arasında iki rek’at namaz kılması Nuh (A.S.)’ın Cebel-i Lübnan da, bin yıl ibadet ettiği gibi ibadet eden bir adamın ibadetinden daha efdaldir.

İstersen daha ziyade edeyim ya Eba Zerr?”

“İsterim ya ResulAllah.”

“Onlardan birisinin tesbihi kıyamet gününde bütün dünya dağları kadar altın tasadduk edip de gelen bir kimsenin ecrinden daha fazladır.

İstersen daha sayayım ya Eba Zerr?”

“Evet ya ResulAllah.” dedim.

Meftar-ı Mevcudat Efendimiz saymaya devam ederler:

“Onlardan birine bir kerre nazar etmen Allah indinde Beytullah’a nazar etmenden daha sevimlidir, ona nazar eden Allah’a nazar etmiş gibidir. Onun sevindirdiği kimse Allah’ın sevindirdiği bir kimse gibidir. Ona it’am eden Allah’ı it’am etmiş gibidir.

”İstersen anlatayım ya Eba Zerr?”

“Evet ya Resulullah.”

“Onların yanına günahlarda ısrar ede ede hantallaşmış bir topluluk oturunca Allah onları nazar rahmeti ile nazar edip günahlarını onların hürmetine afv etmeden kalkmazlar. Ya Eba Zerr onların gülmeleri ibadettir, şakalaşmaları tesbihtir, uykuları sadakadır.

Allah onlara her gün yetmiş kerre nazar eder. Ben bunlara müştakım ya Eba Zerr.

Resulullah bitkin bir şekilde saçlarını düzeltti, sonra başını kaldırdı, ağlıyordu, gözyaşları gözlerinden inci daneleri gibi dökülüyordu. Bir kere daha “Allah” dedi, “Onlara müştakım, onlara kavuşmak istiyorum” sonra Nebi Efendimiz:

—Allah’ım! Onları muhafaza et, muhaliflerine karşı onlara yardım et, kıyamette gözümü onlarla nurlandır.”[6]

“Dikkat edin Allah’ın o velileri ki onlara korku yoktur onlar mahzun da olmayacaklardır.”[7] buyurdular.[8]
Abdülbâkî ÇİMİÇ

bkicimic@hotmail.com

http://www.feyzinur.com

[1] Mektubat,2013,s.44

[2] el-Cami‘ li Ahkamil-Kuran IV, 172, Ayrıca bk. Sahihu’l-Müslim 232, 251. Hadisler, Sunenu İbn-i Mace II, 1319 (no: 3987, 3988).

[3] Şualar,2013,s.77

[4] Tarihçe-i Hayat,2013,s.56

[5] Şualar,2013,s.80

[6] Mahmud Sami Ramazanoğlu, Ashab-ı Kiram–2, sayfa:216-219,

[7] Yunus Suresi: 62

[8] Semaratü’l- Fuat sf: 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir