Kâbrin Mâhiyeti

Risale-i Nur’un müteferrik kısımlarında bahsi çokça geçen kâbir, kâbir âlemi ve kâbrin mâhiyeti ile ilgili çok önemli ve dikkate değer açıklamalar yapılmıştır. Bu çalışmamızda da kâbrin mahiyeti, ehl-i iman ve ehl-i isyan için kâbir hayatı ve kâbre girmenin yollarını okuma notlarımızdan tasnif etmeye çalıştık. İnşâalah istifadeye medâr olur.

Ehl-i iman için Kâbrin mâhiyeti:

Kâbir, ehl-i îmân için Cennet bahçesinin bir kapısıdır.  Ya hiçlik ve zulümât-ı ebedîye kuyusunun kapısı; veyahut daha mükemmel dâimî ve nûrânî bâki bir dünyanın kapısıdır. Ehl-i îmân için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır. Meydân-ı imtihândan ravzâ-i Cinâna açılan bir kapıdır. Zahmet-i hayattan Rahmet-i Rahmân’a, zindân-ı dünyadan bostân-ı bekâya açılan bir kapıdır. Meydân-ı imtihândan ravzâ-i cinâna ve zahmet-i hayattan Rahmet-i Rahmân’a açılan bir kapıdır. Zulümâtlı bir kuyu ağzı değil, nûrânîyetli âlemlerin kapısıdır. Saâdet-i ebedîyenin kapısıdır. Rahmet kapısı, nûr kapısı, hak kapısıdır. Âlem-i rahmete ve dâr-ı saâdete ve bağistân-ı cinâna(bağistân-ı rahmete) ve nûristân-ı Rahmân’a açılan bir kapıdır. Ehl-i Kur’ân ve îmâna, dehliz-i cinândan Rahmet-i Rahmân’a ve zindân-ı dünyadan bostân-ı bekâya açılan bir kapıdır. Bu uzun yolda ikinci menzilimizdir. Ebed-ül âbâd memleketinin iskelesi hükmündedir. Dâr-ı bekânın ilk kapısıdır. Öyle bir kapıdır ki âlem-i âhirete açılmış bir kapı; bâtını rahmet, zâhiri ve ön tarafı ise azâbdır. Arka ciheti rahmettir, ön ciheti ise azâbdır. Ehl-i îmân ve Kur’ân için dehliz-i cinân içinde Rahmet-i Rahmân’a açılan bir kapıdır. Kâbir gibi görünen meşakkatlar netice i’tibârîyle saâdetlerdir. Çünkü, nûrânî âlemlere giden yol Kâbirden geçer ve en büyük saâdetler büyük ve acı felâ­ketlerin neticesidir.

Kâbir, bu dâr-ı fâniden firâk-ı ebedî ile ebed-ül âbâd yolunda kurulmuş, açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır. Ehl-i Kur’ân ve îmân için bu muvakkat ve kararsız dünyadan bostân-ı be­kâya ve meydân-ı imtihândan ravza-i cinâna ve zahmet-i hayattan Rahmet-i Rahmân’a açılan kapıdır. Kâbir, ahbaba kavuşturur; ejder ağzı, vahşet yatağı, hiçlik boğazı değildir. Zulümâtlı bir kuyu ağzı değil; nûrâniyetli âlemlerin kapısıdır. Dünyanın zînetli, lezzetli şeylerini hediye olarak kabûl etmez.

Âhireti inkâr eden, tasdik edip sefâhet ve dalalette gidenler için Kâbrin mâhiyeti:

Kâbir, kâfir ve münâfık zındıklar için cehennem çukurundan yılan ve akreplerle dolu bir çukurdur. Âhirete inanmayan ehl-i inkâr ve dalâlet için bir îdam-ı ebedî kapısıdır. Âhireti tasdik eden, fakat sefâhet ve dalâlette gidenlere bütün dostlarından bir tecrîd içinde bir haps-i münferid, yalnız başına bir hapis kapısıdır. Âhireti tasdik eden, fakat sefâhet ve dalâlette gidenlere, bir haps-i ebedîdir. Âhirete inanmayan ehl-i inkâr ve dalâlet için hem kendisini, hem bütün sev­diklerini îdam edecek bir darağacıdır. Ehl-i dalâlet ve tuğyana, vahşet-i nisyân içinde zindân gibi bir berzâh ve su’bân batnı(büyük yılan karnı) gibi dar bir mezâra açılan bir kapıdır. Ehl-i dalâlet ve günahlarda gidenler için vahşet-i nisyân içinde zindân gibi sıkıntılı ve bir ejderha içi gibi dar bir mezara açılan kapıdır. Ehl-i dalâlet için, vahşet ve nisyân içinde ejderha batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapıdır.

Kâbre girmenin yolları:

Kâbre girmenin birinci yolu;ehl-i îmân için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır.

Kâbre girmenin ikinci yolu; âhireti tasdik eden, fakat sefâhet ve dalâlette gidenlere, bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrid içinde bir haps-i münferid, yalnız başına bir hapis kapısıdır.

Kâbre girmenin üçüncü yolu; âhirete inanmayan ehl-i inkâr ve dalâlet için bir idâm-ı ebedî kapısıdır.

Elhasıl: Kâbrin arkası için çalışınız, hakikî saâdet ve lezzet ondadır. Kâbrin arkasında dünyevî lezzetli saâdetten daha câzibedâr bir saâdet ve ferâhlı bir vaziyet vardır ki; Yûsuf (A.S.) gibi hakikat-bîn bir Zât, o gâyet lezzetli dünyevî vaziyet içinde gâyet acı olan mevti istedi, tâ öteki saâdete mazhâr olsun.

Abdülbâkî Çimiç

bkicimic@hotmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir