Zâhir ve bâtında gidenler

Her şeyin biri zâhir, biri de bâtın; yâda biri dış, biri de iç olmak üzere iki ciheti var. Dâire-i İsm-i Bâtın ile dâire-i İsm-i Zâhir, içice ve karşı karşıyadırlar. “Zâhir ile bâtın arasında müşâbehet(benzerlik) varsa da, hakîkate bakılırsa aralarında büyük uzaklık vardır.”[1] Beşerin kısm-ı küllîsi, zâhirde gidiyor. Zâhire meftûn ve kışırda kalıyor. Mesela; kestanenin zâhiri […]

Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsine meftun olmak lâzım

Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsine meftun olmak lâzım Bediüzzaman’ın ifadesiyle “Zaman şahıs zamanı değil, şahs-ı mânevî zamanıdır. Risale-i Nur’da şahıs yok, şahs-ı mânevî var. Ben bir hiçim. Risale-i Nur, Kur’ân’ın malıdır, Kur’ân’dan süzülmüştür. Şeref ve hüsün Kur’ân’ındır. Şahsımla Risale-i Nur iltibas edilmiş. Meziyet, Risale-i Nur’a aittir. Risale-i Nur’un neşrindeki harika muvaffakiyet ise, Risale-i Nur talebelerine aittir.”[1]İşte […]