İnsan nedir? Sadece et ve kemikten ibaret bir mahlûk mu, yoksa kâinatın mânâsını üzerinde taşıyan çok kıymetli bir emanetçi mi?
Eşref-i Mahlûk Olan İnsan, Risale-i Nur’un ışığında bu temel soruya sade, derin ve düşündürücü cevaplar sunuyor. İnsan, bu eserde tesadüflerin neticesi olarak değil; İlâhî ilim ve kudretin hikmetli bir sanatı olarak ele alınıyor. Akıl, kalp, vicdan ve ruh gibi mânevî donanımların neden insana verildiği; hayatın, aczin ve sorumluluğun neye işaret ettiği anlaşılır bir dille izah ediliyor.
Bu kitap, okuyucusunu ağır kavramlar arasında kaybettirmeden; kendini tanımaya, yaratılış gayesini sorgulamaya ve hayata daha anlamlı bir pencereden bakmaya davet ediyor. İnsan, kendi mahiyetini doğru okuduğunda hem kıymetini fark ediyor hem de başıboş olmadığını idrak ediyor.
Elinizdeki bu çalışma, insanı yüceltenin ne maddî imkânlar ne de güç olduğunu; asıl kıymetin, insanın kendisine emanet edilen manevî cevherleri fark etmesinde saklı bulunduğunu hatırlatıyor. Kendini tanımak isteyen, hayata ve yaratılışa dair daha derin bir anlam arayan herkes için…
İnsan, kâinat ağacının en cami‘ ve en nazik meyvesidir. Küçük bir cisimde büyük manâlar taşıyan bu varlık, basit bir tesadüfün değil; sonsuz ilim ve kudret sahibi bir Yaratıcının mucizevî bir sanatıdır. Risale-i Nur Külliyatı, insanı bu nazarla ele alır: Onu yalnız maddî yapısıyla değil; kalbi, aklı, ruhu ve vicdanıyla birlikte okur ve okutmaya çalışır.
Bediüzzaman Said Nursî, insanı “kâinatın küçük bir fihristesi” olarak tarif eder. Zira insanın mahiyetinde, bütün âlemlerin numuneleri ve esmâ-i ilâhiyenin cilveleri dercedilmiştir. İnsanın gözü Basîr ismini, kulağı Semî‘ ismini, kalbi Vedûd ve Rahîm isimlerini; aklı ise Hakîm ismini ilân eder. Bu cihetle insan, başlı başına okunan bir tefsir, çözülen bir muamma değil; tefekkürle seyredilen bir mucize-i kudrettir.
Bu kitap, Risale-i Nur’un gösterdiği ölçüler içinde insan hakikatini tanımaya bir davettir. Çünkü insan kendini tanımadıkça Rabbini tanıyamaz; Rabbini tanımadıkça da kendi kıymetini bilemez. Risale-i Nur’un temel hedeflerinden biri de, insana aczini ve fakrını bildirerek onu ye’se değil; kudret-i İlâhiyeye dayanarak hakikî izzete ulaştırmaktır. İnsan, zayıflığıyla kapıları açılan; fakrıyla rahmete mazhar olan bir misafirdir bu dünyada.
“Eşref-i Mahlûk olan insan” ifadesi, Risale-i Nur’un insan telakkisinin bir hulâsası gibidir. Zira insanın kalbinin atmasından aklının düşünmesine, vicdanının sızlamasından ruhunun ebediyet arzusuna kadar her hâli, doğrudan doğruya İlâhî fiillere işaret eder. İnsan kendi mahiyetini doğru okuduğunda, kâinatın sahipsiz olmadığını; kendisinin de başıboş bırakılmadığını idrak eder.
Bu eser, insanı merkeze alırken onu ilâhlaştırmaz; bilakis ubûdiyet makamına davet eder. Çünkü Risale-i Nur’un ifadesiyle, insanın en büyük şerefi abdiyetidir. Kulluk şuuru, insanı küçültmez; aksine ona hakikî değerini kazandırır. Zira insan, nefsine değil Rabbine kul olduğu ölçüde hürdür.
Elinizdeki bu çalışma, Risale-i Nur’un ışığında insanın iç âlemine bir yolculuk teklif ediyor. Bu yolculukta okuyucu, kendi varlığında tecellî eden esmâ-i İlâhiyeyi temaşa edecek; insan olmanın mesuliyetini ve şerefini birlikte hissedecektir. Temennimiz odur ki bu satırlar, insanın kendini sıradan bir varlık olarak değil; İlâhî kudretin mânâlı bir mucizesi olarak görmesine vesile olsun.
Kitabı Temin Etmek İçin bize ulaşın: 05056370041
Kitabı Temin Etmek için linkleri tıklayınız