Enaniyet-i İlmiye Kapısı

Enaniyet-i ilmiye kapısı: Bu zamanda enaniyet ziyade hükmettiğinden hakikate hizmet edenler ihlâsını muhafaza etmek için, enaniyeti okşayan şeylerden bütün bütün çekilmek lâzım gelir. Çünkü gaflet ve dünyaperestlikten çıkan dehşetli bir enâniyet bu zamanda hükmediyor. Bu asır enaniyet asrı. Herkes “ben” diyor. Böyle kalsa iyi, bir de herkes benden bahsetsin istiyor.

Risâle-i Nur’a hizmet etmek

Risale-i Nur’a hizmet edebilmek… Risale-i Nur hizmetinin neticesi maddî olarak görmek arzu edilebilir. Fakat bu arzu doğru değildir. Pekâlâ, Risale-i Nur hizmeti nedir? Vazifeni yapıp vazife-i İlâhiye’ye karışmamaktır. Bizim vazifemiz hizmettir, muvaffak olmak bu vazifeye dâhil değildir. O, vazife-i İlâhiye’ye bakar. Birisine Risale-i Nur’u anlattın. Eğer o anlatmanda ihlâs varsa, işte hizmet odur. O an, […]

İnsan aldanır

İnsan nefis itibarıyla zayıftır, noksandır ve aldanır. Bediüzzaman da kendi nefsi üzerinden bizim nefsimize ders-i ibret kabilinden “Evet, insan aldanır. Ben de öyle bir dessasa aldandım.”[1] der. Bu tespit elbette ki bizlere bir ders ve îkazdır. Her daim teyakkuzda olmamız gerektiğini bildiren bir sözdür. Çünkü “Herkeste nefs-i emmâre bulunur. Bazı da hissiyat-ı nefsiye damarlara ilişir, […]

Nefsin Dâvâsı

Elbette birinci önceliğimiz Kur’ân ve Risâle-i Nur okumalarıdır. Ancak zaman zaman farklı okumalar da yapmaya çalışıyoruz. Bu okumalarımızdan kısa kısa notlar tutuyoruz. Önemli gördüğümüz notlarımızı bir yazıda veya sosyal medya hesaplarımızda paylaşıyoruz. Bu günkü yazımız da nefis ile ilgili “Risâle-i Nur” ve ”Nurdan İlhâmlar” okuma notlarımızdan. Bediüzzaman’ın tespitleriyle nefis nâkıs, câhil, serkeş, nadan(densiz), bîhuş(akılsız), bedbaht, […]

İtidâl-i dem…

“Aziz kardeşlerim, Evvel âhir tavsiyemiz, tesanüdünüzü muhafaza; enâniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve itidâl-i dem ve ihtiyattır.”[1] Evet, Bediüzzaman Hazretleri’nin “evvel âhir” tavsiyesi böyle. Bu tavsiyelere uymak ve hayata tatbik etmek hepimizin vazifesidir. Kısa bir paragrafta öyle müthiş ve harika ders-i hikmet ve hakikat var ki… “1.Tesanüdümüzü(birbirimize dayanma ve destek olmayı) muhafaza; 2.Enâniyet(kendini beğenme ve bencillik), […]

Te’sîrât-ı hâriciyeye kapılmamak…

Te’sîrât-ı hâriciyeye kapılmamak… “Fert te’sîrât-ı hâriciyeye karşı daha az mukavimdir.”[1] Bu zaman ve zeminde ancak bir cemâat ruhu taşıyan şahs-ı mânevî te’sîrât-ı hâriciyeye karşı mukavemet edebilir. Çünkü “Müteaddid eşya bir cemaat şekline girse, bir şahs-ı mânevîsi olacaktır. Eğer o cem’iyet, imtizac edip ittihad şeklini alsa, onu temsil edecek bir şahs-ı mânevîsi, bir nevi rûh-u mânevîsi […]