Eşref-i Mahluk Olan; İnsan(Kitap Tanıtımı)

İnsan nedir? Sadece et ve kemikten ibaret bir mahlûk mu, yoksa kâinatın mânâsını üzerinde taşıyan çok kıymetli bir emanetçi mi?             Eşref-i Mahlûk Olan İnsan, Risale-i Nur’un ışığında bu temel soruya sade, derin ve düşündürücü cevaplar sunuyor. İnsan, bu eserde tesadüflerin neticesi olarak değil; İlâhî ilim ve kudretin hikmetli bir sanatı olarak ele alınıyor. Akıl, […]

İnkibâz hâlleri

“Darlık (kabz) veren de, bolluk (bast) veren de Allah’tır. Siz (her an) yalnız O’na döndürülüyorsunuz.”[1]             İnsan bazen inkibâz hâlleri yaşar. Bediüzzaman “Rûhânî inkibâz inşâallah geçecektir.”[2]diye ümit veriyor. İnkibâz vaziyeti maddî ve mânevî havanın bozulmasıyla ârız olduğu gibi, insanın mânevî hastalıklara dûçâr olmasıyla da alâkalı olabilir. Nefis ve şeytanın insana kurduğu tuzaklar da inkibâz hâline sebebiyet verebilir.

İzhâr-ı Fazl

Fazîletini, kıymetini ortaya çıkarmak, üstünlüğünü göstermeye kalkmak ve ihsâs etmek izhâr-ı fazldır. Bir insan fazîletini izhâr etse, bir gösteriş olur, makbul değildir. Hak taraftarı olan ve hak için bahse girişen izhâr-ı fazl etmez. En mühim ve kudsî bir mes’eleyi, satranç oyunu gibi izhâr-ı fazl yolunda ve müzâkere-i ilmiyeyi, münâkaşa derecesine çıkarıp, onunla oynamak bir gösteriş […]

Ekberü’l-kebâir/Büyük günahlar

Kebâir; büyük günahlar, cezası büyük olan günahlar olarak bilinir. Birçok İslâm âlimi büyük günahları farklı zikretmişlerdir. İslâm’da büyük günahlar(kebâir)  Allah’ın emirlerine aykırı davranış, kötü amel, isyan, karşı gelme gibi fiiller suç olarak kabûl edilmiştir. “İnsafsızlık, yalancılık, hırs, isrâf, fuhuş, hıyânet, gıybet, bunların hepsi Kur’ân tarafından en şiddetli sûrette takbîh olunmuş ve bunlar rezâletin tâ kendisi […]

Kör hissiyât-ı insâniye

Kör hissiyât, âkıbeti görmeyen nefsin bir şubesidir. Mecâzî nefs-i emmâre olarak da bilinen ‘şuursuz kör hissiyât’ aklın ve kalbin sözlerini anlamıyor ve dinlemiyor. İnsanın nebâtî, hayvânî, insânî ve mü’min olmak üzere dört mertebesi bulunur. Bu nedenledir ki insan nebâtî cismâniyeti cihetiyle ve hayvânî maddeliği itibâriyle bu iki mertebenin de özelliklerini taşır.  Kör hissiyât aynı zamanda […]

Tekellüf

Tekellüf; kelime olarak kendi isteğiyle külfete girmek, bir zorluğa katlanmaktır. Gösterişe kapılmak, yapmacık hâl ve harekette bulunmak ve zoraki hareket mânâlarına gelir.[1] Risâle-i Nur’daki ifadesi ile insanın lâyık olmadığı yüksek makâmlarda görünmek hâlidir. Tekellüf, bir sun’ilikle gösteriş vaziyeti ve sakîl bir davranıştır. Dinimiz; tekellüfü fenâ bir fiil olarak kabul etmiştir. Kötü bir haslet, hoş olmayan bir huy, insanın […]

Gurur

Gurur, insanın büyüklenmesi, kendini beğenmesi ve üstün görmesidir. Kendini büyük görme, başkasını hor ve hakîr görmedir. “Gurur ile, insan maddî ve mânevî kemâlât ve mehâsinden mahrum kalır. Eğer gurur saîkasıyla başkaların kemâlâtına tenezzül etmeyip kendi kemâlâtını kâfi ve yüksek görürse, o insan nâkıstır.” [1] Gurur, ilmi fazla olanları vartaya düşürebilir. Bir ilim adamı, bir âlim […]

Tahtie ve Tahtiecilik

Tahtie ve tahtiyecilik… Tahtie, bir kimseyi veya bir şeyi hatalı görmek, hata isnad etmek, yanıltmak. “Bu hatadır” diye iddia etmek. Doğru bir tanedir, fazla olmaz” fikriyle muhataplarının fikirlerini hatâlı bulan kimselere Tahtieci denir. Tahtieci, hatalı görmeyi meslek edinen kişidir. Kusur bulmaya çalışarak o kusuru karşıdakine yapıştırana kadar durmayan bir hastalıktır. Tahtieciliğin “Mezhebim haktır; hata ihtimali […]

Başkasının tekâsülünden etkilenmek

Başkasının tekâsülünden etkilenmek… Hamiyet ve hizmet erbabına ehemmiyetli bir mani de“Başkasının tekâsülünden, görenek fırsat bulup, hücum edip, belini kırar.”[1] Yani başkasının noksanlarını görüp kolaycılığa kaçarak, çalışmadan neticeye ulaşmak ve bunu da makul bir davranış kabul ederek helâl yoldan çalışmanın belini kırmaktır. Bu düşmana karşı “Tevekkül etmek isteyenler, sadece Allah’a tevekkül etsinler.”[2] olan hısn-ı hasini himmete […]