Davasında kendini fânî etti Eğitimci yazar Abdulbaki Çimiç, Zübeyir Gündüzalp’in hayatına bakıldığında uzun izahlara ihtiyaç kalmadığını, onun sadakatinin bizzat hayatıyla görüldüğünü ifade etti. Çimiç, “Çok fazla söze ihtiyaç yok esasında; Zübeyir Ağabey kendi hayatı, davaya sadakati apaçık ortada” diyerek başladığı konuşmasında, Zübeyir Gündüzalp’in sıradan bir talebelikten öte, bütün varlığını Üstadına, Risale-i Nur’a ve hizmete adayan […]
Etiket: meslek
Mehmet Kutlular’ın dâvâya sadâkati
Mehmet Kutlular ağabey, hayatı boyunca inandığı dâvâsına sadâkatiyle temayüz etmiş müstesna bir nur talebesidir. Onun dâvâsı, Bediüzzaman Said Nursî’nin telif ettiği Risale-i Nur’a hizmet etmekle geçmiştir. Kutlular ağabey, Risale-i Nur dâvâsını sadece sözle değil, hayatının her safhasında fiilen yaşamış ve temsil etmiştir. Hususan en zor ve çalkantılı zamanlarda sergilediği kararlı duruşu, onun sadâkatinin en müşahhas […]
Bediüzzaman’ın ferâgatı
Dünya büyük bir buhran geçiriyor. Bu buhranın çözümü asr-ı saâdetin karelerini asrımıza taşımakla mümkündür. Bedîüzzamân tam da bunu yapmış. Asr-ı saâdeti asr-ı ahirzamana taşımış. Onun için Risale-i Nur mesleği, sahâbe mesleği olmuş. Hakîkat tâ asr-ı saâdetten asr-ı ahirzamana intikâl etmiş. Hz. Hasan(ra)’ın yarım kalan altı aylık hilafeti Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsine intikâl etmiş. “Onun için, […]
Ey Tâlib-i Hakîkat!
“Bütün Sözler’de konuşan ben değilim. Belki, işârât-ı Kur’âniye namına hakîkattir. Hakîkat ise hak söyler, doğru konuşur.”[1] İşte Bediüzzaman’ın hak ve hakîkat için söylediği mühim sözler. Ayrıca Bediüzzaman kendi sözlerinin mihenge vurulmasını tavsiye eden bir müceddittir. Çünkü o bir hakîkat kahramanı, hak ve hakîkatin sarsılmaz bir müdafidir.
Dedikodu
Risale-i Nur hizmeti, kâinatta en büyük mesele, vazîfe ve hizmettir. Böyle kudsî bir dâvaya hizmet edenler, başıboş olamazlar. Gıybet, sû-i zân, dedikodu ve tezvirattan yılandan, akrepten çekinildiği gibi sakınılmalıdır. Bu bir zarûrettir. Benim mizâcım farklı, fıtratım asabî, meşrebim farklı mazeretleri geçerli değildir! Bu hizmet kimsenin şahsî tasarrufunda değildir. Öyle uluorta yeni îcâdlar geliştirip hizmet prensipleri […]
Taassub, tadlil-i gayr, safsata
“Müyûlât [meyiller] muhtelife olduklarından, taraftarlık hissi, herşeye parmak vurmakla ihtilâfatla ihtilâl çıkarıldığından, hakîkat ise kaçıp gizlenirdi. Hem de istibdad-ı hissiyatın[hislerin baskısı ve tahakkümünün] seyyielerindendir ki: Mesalik[meslekler] ve mezahibi[mezhepleri] ikâme edecek, gâliben taassup veya tadlil-i gayr veya safsata idi. Hâlbuki üçü de nazar-ı şeriatta mezmum [zemmedilen, aşağılanan] ve uhuvvet-i İslâmiyeye ve nisbet-i hemcinsiyeye [insanın hemcinsine olan […]
Kâinata değişilmeyen talebe: Zübeyir Gündüzalp!
Zübeyir ağabeyin hayatı incelendiğinde Zübeyir Gündüzalp’in derûnî ruhundan, zengin kalbinden ve keskin aklından ihlâsa bürünerek çıkan sözlerinin âdeta bütün hücrelerinize birer ok gibi işlediğini ve sizi yeniden Risale-i Nur ve Üstad konusunda formatladığını hissedeceksiniz. “Ya Rabbi! Bu ne ihlâs, bu ne sadâkat, bu ne muhabbet, bu ne hürmet, bu ne âzim sabır, sebât ve metânet!” […]
Bediüzzaman’ın Görüşleri Işığında Siyâset-i Âliye-i İslâmiye
Giriş Bediüzzaman Said Nursi, âlem-i İslâm adına müstakil siyâsetin ölçülerini Risale-i Nur’da göstermiştir. Âlem-i İslâm’ın müstakil bir siyâset takip etmesini, bu siyasi prensiplerin Kur’ânî, ahlâkî ve insanlığın ortak değerlerini gösterdiğini anlıyoruz. Adalet, hürriyet ve kanun hâkimiyeti Bediüzzaman’ın Kur’ânî siyaset prensiplerinin üssül esası olduğu görülüyor. Bu prensiplere siyâset-i âliye-i İslâmiye prensipleri olarak bakıldığı bir hakîkattir. Bediüzzaman, […]
Tahtie ve Tahtiecilik
Tahtie ve tahtiyecilik… Tahtie, bir kimseyi veya bir şeyi hatalı görmek, hata isnad etmek, yanıltmak. “Bu hatadır” diye iddia etmek. Doğru bir tanedir, fazla olmaz” fikriyle muhataplarının fikirlerini hatâlı bulan kimselere Tahtieci denir. Tahtieci, hatalı görmeyi meslek edinen kişidir. Kusur bulmaya çalışarak o kusuru karşıdakine yapıştırana kadar durmayan bir hastalıktır. Tahtieciliğin “Mezhebim haktır; hata ihtimali […]
Haliliye mesleğinin sırrı…
Hz. İbrahim (as)’e Halilullah denir. Bu unvan Kur’ân’da şu ayete dayanır: “Allah İbrahim’i halil (dost) edindi.”[1]Demek ki Hz. İbrahim (as) Allah’ın dostu idi. Bu dostluk Hz. İbrahim (as)’e “Halilullah” unvanını kazandırdı. Bedîüzzamân Hazretleri de “Mesleğimizin haliliye olduğunu”[2] söyler. Aynı zamanda “mesleğimizin esası uhuvvettir.”[3] Haliliye ise, samimî dostluk ve kardeşliktir. Bu nedenledir ki haliliye mesleği, “uhuvvet […]