Hz.İsâ Meselesi

Îsevî rûhânîler Ahirzamanda vukua gelecek hadiseler hem hadis-i şeriflerle, hem de selef ulemasının nakilleriyle asrımıza kadar ulaşmıştır. Asrımızda ise Bediüzzaman Hazretleri bu mevzulara eserlerinde epey geniş yer vermiş olup, müstakil olarak bazı risaleler de telif etmiştir. Meseleyi doğru ve tekellüflü tevillerden beri şeklinde anlamak için muhakkak Bediüzzaman Hazretleri’nin eserlerine müracaat etmek elzemdir. Yoksa sırr-ı imtihan […]

Risâle-i Nur’un mâhiyeti

Risâle-i Nur, Kur’ân’dan mülhemdir. İlm-i vehbî ile te’lif edilmiştir. Risâle-i Nur’da vehbî olan ledünnî bir ilim vardır. Günümüze İslâmı doğru olarak aktarmıştır. Kanâatimiz o ki, Risâle-i Nur’daki bu muvaffakiyet, mânevî bir ilm-i ledün menbâının mahsülüdür. Başka bir şey değildir. Risâle-i Nur, şahıs merkezli değil, fenâ fi’l-ihvân merkezli bir yol ta’kip etmiştir. Şahıs odaklı değil, ortak […]

Risâle-i Nur’dan Müsbet Avrupa’ya Bakış

Risâle-i Nur eserlerinde toptancı bir bakış yoktur. Her bir meselenin müsbet ve menfî esasları noktasından değerlendirmeler yapılır. Fenâ ve fâni bir adamın güzel bir sözü Risâle-i Nur satırları arasında yerini alırken, bir insanın on fiilinden bir masum fiilî de nazarlardan kaçırılmaz ve ademe mahkûm edilmez. Hatta meslek ve meşrepler değerlendirilirken “Meslekler, mezhepler ne kadar bâtıl […]

Siyâsetteki Muktesid Meslek

Siyâsetteki muktesid meslek Risâle-i Nur Külliyatı’nda müsbet siyâset için “siyâsetteki muktesid meslek”[1] tabiri kullanılır. Muktesid, iktisatlı olmaktır. Malını, ömrünü, vaktini boşuna geçirmemek, lüzumsuz masrafta bulunmamaktır. Öyleyse iktisat, aşırılıklardan, ifrat ve tefritten halas olup hadd-i vasatta gitmektir. Bu bir nevi israfa düşmemek, zarar vermemek ve zulme girmemek olarak da anlaşılabilir. Demek ki Risâle-i Nur’da bahsedilen “siyâsetteki […]

Risâle-i Nur’da Menfî Siyâset

Menfî siyâsetten istifade zannı Menfî siyâset ta’biri Bediüüzzaman Hazretleri’ne ait bir tespittir. O,“Din dâhilde menfî tarzda istimal edilmez.  Otuz sene halife olan bir zat, menfî siyâset namına istifade edildi zannıyla, şeriata gelen tecavüzü gördünüz.”[1] diyerek menfî siyâsetin şerîata verdiği zararı ifade etmiştir.  Buradan anladığımız şudur: Menfî siyâsetin tatbikatı, dinin dâhilde menfî tarzda istimal edilmesidir. Otuz […]

Risâle-i Nûr ile Hizmet Etmek

Risâle-i Nûr ile Hizmet Etmek Risâle-i Nur’un maksâd-ı âlisi ve hakîkîsi; Kur’ân’ın cadde-i kübrâsında gidip, ehl-i imânı ve diğer insanları ölümün idâm-ı ebedisinden ve haps-i münferidden kurtarmaktır. Ve husûsi vazîfemiz de, Kur’ân’ın imânî hakîkatlerini tahkîkî bir sûrette ehl-i îmâna bildirip, onları ve kendimizi idâm-ı ebedîden ve daimî, berzâhî haps-i münferitten kurtarmaktır. Ümmeti sahil-i selâmete Kur’ânî […]

On Akılla Okumak!

On akılla okumak! Risâle-i Nurlar hem ferdî hem de birlikte okunan eserlerdir. Ferdî okumalar elbetteki istifâdeden beri değildir. Hem herkes kendi şahsî okumasını ihmâl etmemelidir. Bunun çok ehemmiyeti vardır. Ancak Bediüzzaman Hazretleri’nin “Sizler, ara sıra, İhlâs ve İktisat Lem’alarını ve bazan Hücumat-ı Sitte risalesini mâbeyninizde beraber okumalısınız.”[1] Dediği de bir hakîkattir. Bu okumalarda “her biriniz […]

Tefekkür

Tefekkür “Kur’ân, kâinatta tefekküre emir verdiği gibi, fevâidi tezkâr(hatıra getirme) ve nimetleri tadat eden(sayan) âyâtın fevâsıl(fasılalar) ve hatimelerinde galiben akla havale ve vicdanla müşaverete sevk etmek için,” ‘Bilmiyorlar mı?’[1] ‘Hiç düşünmüyorlar mı?’[2] ‘Hiç düşünmez misiniz?’[3] ‘Bundan ibret alın.[4]” gibi o bürhan-ı inayeti ezhanda(zihinlerde) tespit ediyor.”[5] Ayrıca “Kur’ân-ı Mu’cizülbeyan’ın ”Tâ düşününüz.”[6] “Tâ düşünsünler.”[7]  “Onlar kendi üzerlerindeki […]

Risâle-i Nûr’dan Tefekkürler

Risâle-i Nûr’dan Tefekkürler “Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. (Sözler, s:15)” Bismillah her hayrın başı, hayırlı işlerin mukaddemesi ve Sözler’in kapısının eşiği, Birinci Sözün ilk cümlesinin ilk kelimesi. Sanki Birinci sözün, bütün Sözlerin ve Risâle-i Nûr külliyatının anahtarı. Biz dahi başta ona başlarız. Evet, biz başlarız, çünkü bu kelime İslâm nişanıdır. Şeâir-i […]