Çeşitlemeler

Çeşitlemeler

*İnsanın niyeti kadar metodu da meşru olmalıdır ki isabetli bir yol takip etmiş olsun.

*Niyetimiz ilâ-i kelimatullah ise, metodumuz sünnet-i Rasulullah olmalıdır.

*Bir Nur Talebesi Risâle-i Nur’dan isbat edemeyeceği hiç bir meseleyi ulu orta istimal etmemelidir. Yoksa hakikate hürmetsizlik etmiş olur.

*Hizmette şaşmaz bir ölçü: “Zira senin gibi niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihati bazan damara dokundurur, aksülâmel yapar.(Mektubat)”

*Kalb, ayine-i samettir. Tecelli-i esmadır. Kim ki kasdî olarak bir mü’minin kalbini kırarsa bilsin ki o fiil, o tecelli-i esmaya da dokunur!

*Risâle-i Nur ölçüleri yerine nefsî ve fevrî ölçüler istimal edersek, neticesinde şiddetli tahribata sebep olmuş oluruz. Bunun mesuliyeti azimdir!

*Risâle-i Nur hizmetine lâyık bir metod ile hizmet edebiliyor muyuz? Yoksa o kudsî hizmete zarar mı veriyoruz? Bunun muhasebesini yapmalıyız!

*Korkuyorum! Risâle-i Nur’a zarar vermekten ve gölge olmaktan korkuyorum! Nefs-i emmareme de itimad etmiyorum! Tek itimadım meşveret, şura ve şahs-ı mânevîdir.

*Kırdığımız kalblerin, yıktığımız gönüllerin hesabını nasıl vereceğimizi düşünmemiz lâzım. Hani “Başkasının kusuru bize senet olamazdı.”

*Risâle-i Nur dâvâsı bedel olarak sırr-ı ihlâs, tam ve hâlis bir sadakat ve dâimî, sarsılmaz bir sebat ister.

*Nefsime vurana minnet! Çünkü nefs-i emmarem vurulmaya lâyıktır. Ancak vuran hakkın hatırı namına vurmalı, nefsinin hatırı namına değil!

*Vazifemiz yeni bir şey ortaya koymak değil, Risale-i Nur’un şerh, izah ve tanzimine çalışmaktır.

*Risale-i Nur edebiyat satmıyor, hakikatleri haykırıyor. O hakikatlere kırık, dökük, sönük kelimelerimizle gölge etmeye hakkımız yok!

*Mert olan yalana tenezzül etmez, arkadan konuşmaz ve dolanmaz, hileye de başvurmaz. Çünkü “En büyük hile, hileleri terk etmektir.”

*Bu asırda herkesin ayarı bozulmuş, Risâle-i Nûrlar mükemmel bir ayar ölçerdir. Şahs-ı mânevîye tabi olan ayarını inşallah düzeltir. Çünkü Risâle-i Nur prensipleri şablon gibidir.

*Birileri yorum istiyor. Be kardeşim bizim sönük, kırık, dökük yorumumuz nerede? Risale-i Nur’un Kur’ânî hakîkatleri ve kudsî prensipleri nerede?

*Bediüzzaman Hazretleri sizin vazifeniz şerh, izah, tanzim diyor; adam çıkmış ben yorum istiyorum diyor. Yorum seni on adım, Risâle-i Nur seni bin adım götürür.

*Hizmette çok şevk kırıcılar olur. Gayr-ı memnun mizaca sahip kişiler kendi şahsî ve indî arzularını hakîkat kılığına sararak satmak ister. Bu gayr-ı memnunları memnun etmek de mümkün değildir. Öyleyse bizler hizmetimize bakalım.

*Fikr-i infirâdî hastalığına tutulanlar başkasının fikirlerine itimad etmezler ve beğenmezler. Varsa-yoksa ‘ben’ modu… Halbuki hizmetimiz ‘ene’ değil ‘nahnu’ istiyor!

*Üstad “Sivrisinek tantanasını kesse, balarısı demdemesini bozsa, sizin şevkiniz hiç bozulmasın, hiç teessüf etmeyiniz.(Münazarat)”diyor. Âmennâ ve saddaknâ Üstadım!

*Sadece okumak yetmiyor! Amel lâzım, âmel! Sözler, fiilleri tekzip etmemeli. Eylem ve söylem tutarsızlığı Nur talebelerine yakışmaz.

Abdülbâkî ÇİMİÇ

bkicimic@hotmail.com

http://www.feyzinur.com

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir