Menfâat-i Maddîye Kapısını Kapamak

Menfâat-i maddîye kapısını kapamak: Hizmet ruhu taşıyan insanların dünyevî bazı kapıları kapatması lâzım. Bunların başında menfâat-i maddîye kapısını terk etmek gerekir. Çünkü “Menfâat-i maddîye cihetinden gelen rekâbet, yavaş yavaş ihlâsı kırar. Hem netice-i hizmeti de zedeler. Hem o maddî menfâati de kaçırır.”[1] Risale-i Nur hizmetinde minnet altına girilmez. Sırf rıza-i ilâhi adına çalışılır, netice Allah’a […]

Maddî Değil Mânevî Hizmetler Lâzım

Maddî değil mânevî hizmetler lâzım Bu hizmetin en ehemmiyetli esaslarından birisi de karşılık beklemeden imân ve Kur’ân hizmetine çalışmaktır. Bunun yüzlerce delili Risale-i Nur satırları içerisinde vardır. Bilindiği üzere Bediüzzaman tâ küçüklüğünden beri sadaka ve hediye kabul etmemiştir. Hizmetinin karşılığı olarak bu tür maddî menfaatlardan men edilmiştir. Hatta bazen ihtilattan ve konuşmaktan memnû olduğu gibi, […]

Gıybet, Gayet Menfur ve Fenadır

Gıybet, gayet menfur ve fenadır “Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?”[1] Gıybet şu âyetin kat’î hükmüyle nazar-ı Kur’ân’da gayet menfur ve ehl-i gıybet, gayet fena ve alçaktırlar.[2] Bediüzzaman gıybet konusunda ayetin hükmünü de nazar-ı dikkate alarak gayet şiddetli bir üslup kullanıyor. Gıybet, cemiyetin bulaşıcı mikrobudur. Çabuk sirayet eder, yayılır. Kâinat manen nur talebelerine […]

İdrak Marifetle Dolarsa…

İdrak marifetle dolarsa… Bütün eşyanın hakikati Esma-yı Hüsna’ya dayanır. İlimlerin şahı da, padişahı da iman-ı billâh ve marifetullah ilmidir. Çünkü beşeriyetin en büyük makamı, iman‑ı billâh içindeki marifetullah miracına çıkmaktır. Buna istinaden Bediüzzaman “Bütün hakikî saadet ve hâlis sürur ve şirin nimet ve sâfi lezzet, elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır. Onlar, onsuz olamaz.”[1] demiştir.

Sabah Derslerinin “Halka ve Daire” Tatbikatı

Sabah derslerinin “halka ve daire” tatbikatı Bu yazımızda bir Nur talebesi ağabeyimizin[1] mutad Risale-i Nur okumalarında fark ettiği ve bizimle paylaştığı tefekkürlerini paylaşmak istiyoruz. “Günlük sabah dersimi okurken Münâzarat esrinde Medresett’üz-Zehra bahsinin detaylandırma bölümünde Üstad o kadar ince şeyleri ortaya koymuş ki, sınıfta oturma planına kadar… Hep okuyup geçiyordum, burada takıldı nazarım. Şartlarını sayarken, sekizinci […]

Bediüzzaman’ın Eğitim Modeli

Eğitimde tatbik edilen sistemler Bediüzzaman’ın Münâzarât’ta “Câmiü’l-Ezher’in kızkardeşi olan, “Medresetü’z-Zehrâ” namıyla dârülfünun”[1] olarak tarif ettiği bahsin sekizinci şartında; “Kürdistan’da âdet-i müstemirre olan talim-i infiradiyi halka ve daireye tebdil etmek.”[2] kısmı müdakkik ve mütehassis bir Nur Talebesi’nin okumalarında nazar-ı dikkati celb etmiş olup, bizlerle de paylaşması münasebetiyle mütalâaya almış bulunuyoruz. (Hatırlatma: Sekizinci şartın hatimesinde “Şüphesiz bu […]

Gazi Siracü’n-Nûr

Gazi Siracü’n-Nûr Gazi Külliyat yazımız epey alâka ile okunup paylaşıldı. Arayanlar ve benzer hatıralar yaşayıp anlatanlar oldu. Birisi Tire’den muhterem Celal Keseli ağabeydi. Telefonda Risale-i Nur ile alâkalı yaşadığı bir hadiseyi şöyle anlattı. “Abdülbâkî kardeş, ben de İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nde eşimin tedavisi için bulunduğum zamanlarda Hastane Mescidi’ne gidip namazlarımı eda ediyordum. Baktım kitaplıkta Risale-i […]

Gazi Külliyat

Gazi Külliyat Bir ara gazetemizde “Elimdeki Gazi Kur’ân’dır” diye bir makâle neşredildi. Yazıyı Abdurrahim Piroğlu kaleme almıştı. Makâlenin bir kısmında Merhum Demirel’den şöyle bir hatıra naklediliyor: “Yine iktidarda olmadığı bir zamanda evine gitmiştik. Biz girince ayağa kalktı ve önünde eskimiş bir Kur’ân duruyordu, onu kapattı ve bizim dikkat ettiğimizi görünce, “Arkadaşlar, bu Kur’ân gazi bir […]