Eşyanın hakaik-i nisbiye ciheti

Hakaik-i nisbiye kelime anlamı olarak nisbî, göreceli hakîkatlerdir. Yani kendisi sabit bir hakîkat olmayıp bir başkasına kıyasla ortaya çıkan ve hakîkat olarak kabul edilen hususlardır. Nisbî hakîkatler gerçek hakîkatlerin anlaşılmasına vasıta ve vesile olurlar. Bir nevi kıyasî bir durum vazifesi görürler. Mesela, şu adam cesurdur, elbetteki birilerine göre cesurdur. Sonra bu adam daha cesur birisiyle […]

İsmi gibi Metin ve Er bir kişi: Metin Erkişi

Aziz kardeşim, meslektaşım, dâvâ arkadaşım Metin Erkişi’nin hatırasına… Metin hocamızla tanışmamız yıllar önceye dayanıyor. Mânevî hizmetler vesilesiyle tanışmamız sonrası yeğeninin bulunduğumuz ilçeye atanması ile daha yakın görüşür olmuştuk. Ancak onunla daha yakın ve hasbî sohbetlerimiz Tokat’ta yapmış olduğumuz 4.Yetişkinler Risale-i Nur programında olmuştu. Sakin, sessiz, ancak çok müdakkik oluşu dikkatimi çekmişti. Zaman zaman hususi sohbetlerimizde […]

Hüsün-kubuh çizgisinde illet-hikmet dengesi

Geçen hafta hüsün ve kubuh meselesine temas etmiş, konunun özellikle Mûtezile ve Ehl-i Sünnet açısından değerlendirmesini yapmaya çalışmıştık. Ancak böyle zor bir bahsin biraz daha üzerinde durulması icab ediyor diye düşündük. Çünkü bize dönen geri bildirimlerden böyle bir talebin olduğunu müşahede ettik. Hüsün-kubuh çizgisinde illet ve hikmet dengesi nasıl olmalıdır?

Hüsün ve Kubuh Mes’elesi

Hüsün (hasen) “güzel olmak” anlamında masdar ve “güzellik, rağbet edilen ve sevilen şey” anlamında ise isim olarak kullanılır (çoğulu mehâsindir). Karşıtı olan kubuh ise “çirkin olmak” mânasında masdar ve “çirkinlik, nefret edilen şey” anlamında ise isimdir. Risale-i Nur’da da Bediüzzaman Hazretleri hüsün ve kubuh meselesine temas etmiş olup bu girift ve zor iki kavramı izah […]

Risâle-i Nur’dan nasıl istifâde ederiz?

* Ey aziz kardeşim! Allah’a karşı âcizlik ve ihtiyacını hissetme esasına dayanan bu yolda şu dört şey lâzımdır: “Acz-i mutlak, fakr-ı mutlak, şevk-i mutlak, şükr-ü mutlak.”(Sonsuz acz, sonsuz fakr, sonsuz şevk, sonsuz şükür.) Öyleyse Risâle-i Nur’u acz ve fakrımızı anlayarak okumalıyız. Evet evet, acz ve fakr ile tevekkül ve iltica ile nur kapısı açılır zulmetler […]

Hakîkat nasıl gizlenir?

“Kamer, nuru çekildikçe vücudunu kaybettiği gibi, nursuz çok küreler, mahlûklar, gözümüzün önünde olup göremiyoruz.”[1] Aynen öyle de, gözümüzün önünde bulunan Şems-i Kur’ân’nın nuru olan Risale-i Nur hakîkatlerinin de bazen nuru çekilir,  gizlenir ve muhataplarına görünmez. Bunun elbette çok hikmetleri ve sebepleri vardır. Bediüzzaman Hazretleri de siyâset cazibesi ile bakılan bir mevzu neticesinde “Fakat heyecanlı tevillerim […]

Ehl-i Hakkın yanlış metodu

Ehl-i hakda ve ulemâda hakperestlik nâmı altında, nefis perestlik işe çok karışıyor… Ehli Hak, yalnız hak için bahse girişmeli. Hak için bahse girişen izhar-ı fazl etmez. Yalnız Hakkı arar. Hak hangi tarafta olursa olsun, kemâl-ı şevk ile alır. Hatta hak, hasım tarafında olsa, hâlis bir hakperest daha ziyâde sever. Çünkü, istifade eder. Eğer hak onun […]

Birlikte Risale-i Nur okumak

Karadeniz’in şirin bir ilçesinde, güzide bir mekân ve sahil mahallinde on müttehid adamın iki katı bir keyfiyetli sayı ile dokuz senedir sürdürdüğümüz “Yetişkinler Risale-i Nur Okuma Programını” bu sene de deruhte ettik, elhamdülillah. Orta Karadeniz Bölgesi illerinin katılımı ile 30 Eylül günü dokuzuncu program için bir araya geldik. Program bir hafta sürdü. Dokuz senenin mânevî […]

Kalb ruhun ayıbını nasıl görmez?

“İnsanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazîfesine muavenet eder.”[1] Burada müminlerin ve Risâle-i Nur hizmetindeki kardeşlerin birbirinin ayıplarıyla, kusurlarıyla uğraşmamaları gerektiği belirtilir. İnsanın maddî aza ve hasseleri ile mânevî latîfeleri […]