Ey Tâlib-i Hakîkat!

“Bütün Sözler’de konuşan ben değilim. Belki, işârât-ı Kur’âniye namına hakîkattir. Hakîkat ise hak söyler, doğru konuşur.”[1] İşte Bediüzzaman’ın hak ve hakîkat için söylediği mühim sözler. Ayrıca Bediüzzaman kendi sözlerinin mihenge vurulmasını tavsiye eden bir müceddittir. Çünkü o bir hakîkat kahramanı, hak ve hakîkatin sarsılmaz bir müdafidir.

Dedikodu

Risale-i Nur hizmeti, kâinatta en büyük mesele, vazîfe ve hizmettir. Böyle kudsî bir dâvaya hizmet edenler, başıboş olamazlar. Gıybet, sû-i zân, dedikodu ve tezvirattan yılandan, akrepten çekinildiği gibi sakınılmalıdır. Bu bir zarûrettir. Benim mizâcım farklı, fıtratım asabî, meşrebim farklı mazeretleri geçerli değildir! Bu hizmet kimsenin şahsî tasarrufunda değildir. Öyle uluorta yeni îcâdlar geliştirip hizmet prensipleri […]

Taassub, tadlil-i gayr, safsata

“Müyûlât [meyiller] muhtelife olduklarından, taraftarlık hissi, herşeye parmak vurmakla ihtilâfatla ihtilâl çıkarıldığından, hakîkat ise kaçıp gizlenirdi. Hem de istibdad-ı hissiyatın[hislerin baskısı ve tahakkümünün] seyyielerindendir ki: Mesalik[meslekler] ve mezahibi[mezhepleri] ikâme edecek, gâliben taassup veya tadlil-i gayr veya safsata idi. Hâlbuki üçü de nazar-ı şeriatta mezmum [zemmedilen, aşağılanan] ve uhuvvet-i İslâmiyeye ve nisbet-i hemcinsiyeye [insanın hemcinsine olan […]

Kâinata değişilmeyen talebe: Zübeyir Gündüzalp!

Zübeyir ağabeyin hayatı incelendiğinde Zübeyir Gündüzalp’in derûnî ruhundan, zengin kalbinden ve keskin aklından ihlâsa bürünerek çıkan sözlerinin âdeta bütün hücrelerinize birer ok gibi işlediğini ve sizi yeniden Risale-i Nur ve Üstad konusunda formatladığını hissedeceksiniz. “Ya Rabbi! Bu ne ihlâs, bu ne sadâkat, bu ne muhabbet, bu ne hürmet, bu ne âzim sabır, sebât ve metânet!” […]

Bediüzzaman’ın Görüşleri Işığında Siyâset-i Âliye-i İslâmiye

Giriş Bediüzzaman Said Nursi, âlem-i İslâm adına müstakil siyâsetin ölçülerini Risale-i Nur’da göstermiştir. Âlem-i İslâm’ın müstakil bir siyâset takip etmesini, bu siyasi prensiplerin Kur’ânî, ahlâkî ve insanlığın ortak değerlerini gösterdiğini anlıyoruz. Adalet, hürriyet ve kanun hâkimiyeti Bediüzzaman’ın Kur’ânî siyaset prensiplerinin üssül esası olduğu görülüyor. Bu prensiplere siyâset-i âliye-i İslâmiye prensipleri olarak bakıldığı bir hakîkattir. Bediüzzaman, […]

Tahtie ve Tahtiecilik

Tahtie ve tahtiyecilik… Tahtie, bir kimseyi veya bir şeyi hatalı görmek, hata isnad etmek, yanıltmak. “Bu hatadır” diye iddia etmek. Doğru bir tanedir, fazla olmaz” fikriyle muhataplarının fikirlerini hatâlı bulan kimselere Tahtieci denir. Tahtieci, hatalı görmeyi meslek edinen kişidir. Kusur bulmaya çalışarak o kusuru karşıdakine yapıştırana kadar durmayan bir hastalıktır. Tahtieciliğin “Mezhebim haktır; hata ihtimali […]

Haliliye mesleğinin sırrı…

Hz. İbrahim (as)’e Halilullah denir. Bu unvan Kur’ân’da şu ayete dayanır: “Allah İbrahim’i halil (dost) edindi.”[1]Demek ki Hz. İbrahim (as) Allah’ın dostu idi. Bu dostluk Hz. İbrahim (as)’e “Halilullah” unvanını kazandırdı. Bedîüzzamân Hazretleri de “Mesleğimizin haliliye olduğunu”[2] söyler. Aynı zamanda “mesleğimizin esası uhuvvettir.”[3] Haliliye ise, samimî dostluk ve kardeşliktir. Bu nedenledir ki haliliye mesleği, “uhuvvet […]

Risâle-i Nur’un Meslek ve Meşrebi

Risâle-i Nur’un meslek ve meşrebi Risâle-i Nur’un mesleği tektir ve o meslek Cadde-i Kübra-i Kur’âniye olan Sahâbe mesleğidir. Bu meslek Sahâbe Efendilerimizin maddî ve mânevî her şeyden ferâgat mesleğidir. Bediüzzaman Hazretleri de talebeleri için “Artık bu yolda, hizmet-i îmâniyede onlar devam edeceklerdir. Ve benim maddî ve mânevî her şeyden ferâgat mesleğimden ayrılmayacaklardır. Yalnız ve yalnız […]

Siyâsetteki Muktesid Meslek

Siyâsetteki muktesid meslek Risâle-i Nur Külliyatı’nda müsbet siyâset için “siyâsetteki muktesid meslek”[1] tabiri kullanılır. Muktesid, iktisatlı olmaktır. Malını, ömrünü, vaktini boşuna geçirmemek, lüzumsuz masrafta bulunmamaktır. Öyleyse iktisat, aşırılıklardan, ifrat ve tefritten halas olup hadd-i vasatta gitmektir. Bu bir nevi israfa düşmemek, zarar vermemek ve zulme girmemek olarak da anlaşılabilir. Demek ki Risâle-i Nur’da bahsedilen “siyâsetteki […]