Püf Noktası!

Vaktiyle testi ve çanak-çömlek imal edilen kasabalardan birinde, uzun yıllar bu meslekte çalışan bir çırak, kalfa olup artık kendi başına bir dükkân açmayı arzu eder olmuş. Ne yazık ki her defasında ustası ona: “Sen daha bu işin ‘püf noktası’nı bilmiyorsun, biraz daha emek vermen gerekiyor” dermiş. Kalfa bir gün dinlememiş ustasını ve açmış dükkânını. Açmış […]

Bedîüzzamân Seyyid midir?

Bedüzzaman  niçin “Ben Seyyid değilim” diyor? Bediüzzaman Hazretleri’nin şahsiyet-i mânevîyesini anlamak ve asırlardır muntazır kalınarak ahirzamanda geleceği beklenilen âl-i beytin büyük bir âlimi olduğunun kuvvetli delili sayılan ‘Seyyid’lik meselesi üzerinde çokça yazılar yazıldığı malumdur. Bazı zatların Bediüzzaman Hazretleri’nin bir çok hikmete binaen mahkemelerdeki ifadelerine dayanarak O’nun “Seyyidliği” red ettiğini söylemesi ve bu düşüncenin bazı gruplarda […]

Mehdî Meselesi

Acele edip kışta gelen kim? Bilindiği üzere bazı eşyalar üç boyutludur. Tek boyuttan bakan kişi o eşyanın bütününe vâkıf olamaz. Öyle bir noktadan o eşyaya nazar edilmelidir ki, üç boyutu da görülebilsin. Onun için insanın eşyaya mülâki olduğu konum çok önemlidir. Hatta bazen üç boyutlu resimler vardır ki, o resimlere sıradan bakmakla görmek istediğin hakîkî […]

Abdülkâdir Geylânî(ks) ve Bedîüzzamân(ra)

Abdülkâdir Geylânî(ks) ve Bedîüzzamân(ra) Bazı isimler vardır asırlara damgasını vurur. Belki de kıyamete kadar ismi ve unvanı devam eder. İşte Gavs-ı Azam Abdülkâdir Geylânî(ks) Hazretleri de böyle bir Zattır. Gavsiyet ve Kutbiyet ile birlikte Ferdiyet makâmına da mazhardır. Bu noktaya işareten Bedîüzzamân Hazretleri de “Cem-i kutbiyet ve ferdiyet ve gavsiyet[1]/İle üç sütun üzerinde durur. Râyet-i […]

Mevlâna Celâleddin-i Rumî ve Bedîüzzamân

Mevlâna Celâleddin-i Rumî ve Bedîüzzamân(ra)   Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri der ki; Bil ki, ben hayatta sağ kaldıkça Mevlâna Celaleddin-i Rûmî (ks) Hazretleri’nin dediği gibi derim: ”Ben, hayatta kaldıkça, Kur’ân’ın bendesiyim. Ben Muhammed-i Muhtar’ın (asm) yolunun toprağıyım.” Evet, çünkü ben Kur’ân-ı Hakîm’i bütün feyz ve nurların menbaı görüyorum. Ve benim eserlerimde hakaikın güzelliklerinden her ne ki […]

İmâm-ı Rabbânî ve Bedîüzzamân

İmâm-ı Rabbânî ve Bedîüzzamân İmâm-ı Rabbânî, Hindistanlı büyük bir âlim olup, Hicrî ikinci bin yılının başında gelen Müceddid-i Elf-i Sani ünvânına sahip bir müceddidtir. İnanç ve fikir açısından büyük karmaşaların yaşandığı bir dönemde Hicrî 971’de (1563) Hindistan’ın Serhend kasabasında doğmuştur. Asıl adı Ahmet olan İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin soyu Hz. Ömer’e (ra) dayandığından Fârukî, memleketinden dolayı […]

Cemaleddin Efganî ve Bedîüzzamân

Cemaleddin Efganî ve Bedîüzzamân Bedîüzzamân Hazretleri İttihad-ı İslâm fikrinde müttefik olduğu kişilerle ilgili şu ifadelerde bulunur:  “Sultan Selim’e biât etmişim. Onun ittihad-ı İslâmdaki fikrini kabul ettim. Zira o, Kürdleri îkaz etti. Onlar da ona biât ettiler. Şimdiki Kürdler, o zamandaki Kürdlerdir… Bu mes’elede seleflerim Cemaleddin-i Efganî, Mısır müftüsü merhum Muhammed Abduh, Ali Suavî, Hoca Tahsin […]

RİSÂLE-İ NUR’DAN SİYÂSETE BAKIŞ

1.İhlâs ve siyâset “Otuz beş senedir ki, siyâseti bırakmıştım ve Nurculara da “Bırakınız!” diyordum. Sebebi, siyâset ihlâsı kırar.”[1] Görüldüğü üzere “siyâset ihlâsı kırar” hükmü Üstad Bediüzzaman Hazretleri’ne aittir. Elbette ki ihlâsı kıran siyâset menfî tarzda istimal edilen ve hizmet esaslarına riayet etmeden rıza-i ilâhi odaklı değil, netice ve menfaat odaklı bir siyâsettir. Hem “Menfaat üzerine […]

Nur’un Kara Sevdalısı: Zübeyir Gündüzalp

Nur’un Kara Sevdalısı: Zübeyir Gündüzalp Zübeyir ağabey Üstadımızın “Bazan bir iki adam, bine mukabil geliyor.”[1] ifadesine mukabil gelen ender bir şahsiyettir. Ayrıca Üstad’ın “Konya kahramanı Zübeyir”[2] ve “Hakikî fedakâr Zübeyir”[3] taltiflerine mazhar olmuştur. “Zübeyir’in hararetli mukabelesi, Nurlarla iştigalleri güzel bir ilânat hükmüne geçti.”[4] Diyen Üstad Hazretleri Zübeyir ağabeyin Risâle-i Nurlarla iştigalini numune-i imtisal olarak göstermiştir. […]