Bende-i Şah-ı Merdan Bediüzzaman

Bende-i Şah-ı Merdan Bediüzzaman Bediüzzaman Hazretleri, İstanbul’dan ayrılacağı zaman, yeni bir vazife ile vazifelendirilmişçesine kendisinin unvanını beyân eden bir mühür yaptırır. Bu yeni vazifenin başına geçişinin ma’nâsını simgeleyen hakikatin bir işâreti olarak da, bu tarihten çok zaman sonra, Barla’da te’lif ettiği bazı eserlerinde, bu tarihten itibaren manen vazifelendirilip başına geçtiği hizmetin o tarihini “Asıl hizmetlerinin […]

Bediüzzaman ve Kürd Neşr-i Maârif Cemiyeti

Bediüzzaman ve Kürd Neşr-i Maârif Cemiyeti Bediüzzaman Said Nursi’yi 27 Ocak 1910’daki Kürd Neşr-i Maarif Cemiyeti’nin veya Şark vilayetlerinde çağdaş eğitimi ve bilimleri neşr etmek gayesiyle kurulan önemli bir eğitim kurumunun  kurucuları arasında görüyoruz. Bediüzzaman, Kürd Neşr-i Maârif Cemiyeti’nde kurucu olarak görev alıyor ve Osmanlı Devleti’nin desteğiyle Sirkeci’de zeki Kürd çocukları için ilkokul açılıyor: 15 […]

Bedîüzzamân ve Ahrârlar

Prens Sabahaddin ve ahrârlık Prens Sabahaddin, Osmanlı padişahlarından Sultan Abdülmecid’in torunu, V. Murat, II. Abdülhamid, V. Mehmet ve VI. Mehmed’in yeğenidir. Annesi Osmanlı Padişahı Abdülmecid’in kızı ve II. Abdülhamid’in üvey kız kardeşidir. “Meşrutiyet dönemindeki Osmanlı Ahrar Fırkası ideologlarından fikir ve siyaset adamı Prens Sabahaddin Beyin prensliği, anne tarafına dayanır. Annesi Seniha Hanım, Sultan Abdülhamid’in üvey […]

Bediüzzaman ve İttihâd ve Terakkî

Târihî açıdan Bediüzzaman Said Nursî’nin Divan-ı Harb-i Örfî Savunması[1] çalışmasında İttihâd ve Tarakkî ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Buraya göre: “İttihâd ve Terakkî fırkasının kökenleri ve yapısı, iç ve dış destekçileri analiz edildiğinde, o döneme ait karanlıkta kalan birçok konu ve hadise kendiliğinden aydınlığa kavuşacaktır. Bu sebeple, 31 Mart sürecinde gelişen olaylarda kesinlikle İttihâd ve […]

Bediüzzaman’ın makâle yazdığı gazeteler

Bediüzzaman’ın makâle yazdığı gazeteler Öncelikle Bediüzzaman Hazretleri’nin gazeteler ile ilgili tespitlerine bakalım. Çünkü bu konuda çok önemli tespitler ve prensipler ortaya koyuyor. Mesela “Volkan gibi cerâid-i diniye ile nesâyih-i diniyeyi, o mütehassis ve müteheyyiç vicdanlara yağdırmak istiyoruz.”[1] der. Böylece “dinî gazete”lere, “dinî nâsihât” noktasında müsbet bakar. Çünkü dinî gazeteler hisli ve heyecanlı vicdanlarda te’sirli nâsihat […]

Târîhi seyri içinde 31 Mart Vak’ası

Târîhi seyri içinde Otuz Bir Mart Vak’ası Târîhi seyri içinde çok bilinmeyenli bir denklem gibi, iç içe birçok girift hadisenin yaşandığı Otuz Bir Mart Vak’ası çok konuşuldu ve çok tartışıldı. Halen de tam mânâsıyla netliğe kavuşmuş değil. Çok ‘nokta-i siyah’ alanlar, gizli ve kapalı noktalar var. İşin ehli ve târihçiler dahi bu konuda farklı görüşler […]

1900’lü yılların başlarına bakan işâret-i gaybîyeler

Bediüzzaman’ın Kur’ân ayetlerinden istihrâc ettiği mânâlara göre 1323(1907) yılı, gelecek olan büyük fitnelerin kaynamaya başladığı yıllardır. Gerçekten İttihad ve Terakkî içinde yuvalanan bir komita fitnesinin hareketlerine şiddetin de eklendiği yıl olan 1323(1907), hem Bediüzzaman’ın İstanbul’a gelerek yeni bir engebeli hayata başlaması ve başına musibetlerin arka arkaya gelmesi ve hem de hilâfet-i İslâmiye’nin ve Sultan Abdülhamid’in […]

Bedîüzzamân ve Derviş Vahdetî

Derviş Vahdetî, 1869’da Lefkoşa’da doğmuş, 19 Temmuz 1909’da İstanbul’da 31 Mart Hâdisesi nedeniyle yakalanıp yargılandığı mahkemece, 25 Haziran 1909’da idama mahkûm edilip 19 Temmuz 1909’da Ayasofya Meydanı’nda idam edilmiştir. Asıl adı Derviş’tir. Vahdetî mahlâsını yazılarında kullanmıştır. “Derviş Vahdetî’nin babası pabuççu esnafından Kıbrıslı Mahmut Ağa’dır. Nakşî Tarikatı’na mensup olan Vahdetî, 20 yaşlarında İstanbul’a gelmiştir. Burada iki […]

İttihâd-ı Muhammedî ikidir

Bediüzzaman Hazretleri İttihâd-ı Muhammedî’yi ikiye ayırır.[1] Eski Sadi Dönemi Eserleri’nden olan Makâlat’ta verilen vehim ve irşad şöyledir: Vehim: “Siz cem’iyyetinize İttihâd-ı Muhammedî unvânını vermişsiniz. Bundan, sureten müntesib olmayanlar evhama düşüyorlar. Başka bir unvâna tebdil etseniz ne olur?” İrşad: İttihâd-ı Muhammedî ikidir: Biri, aksa’l-maksaddır ki, umûm mü’minler imân ile dahildir. Diğeri, onun tezahür ve tecellisine bilfiil […]