Bediüzzaman Hüve Nüktesi’nde ‘Hû’ lafzında azîm bir sikke-i tevhid var olduğunu ispat ediyor. Kâinattaki her zerre söylediğimiz ‘Hû’ ile beraber ‘Hû’ diyor. Hava zerrelerinde ‘Hû’ zikr-i halkası teşekkül ediyor. Kâinatı ‘Hû’ sikke-i tevhidi kuşatıyor. Onun için “Lâ ilâhe illallâh” kelime-i kudsiyesini çok tekrar etmek lâzım. Hüve Nüktesi bu bakımdan dikkatle okunmalı ve mütalâa edilmelidir. Çünkü […]
Etiket: said
Augsburg Hizmetleri
Bundan üç buçuk sene önce ilk Augsburg ziyaretimizi Güney Avrupa müdebbirler toplantısı için yapmıştık. O program daha geniş bir katılım ile deruhte edilmişti. İstifadeli ve feyizli bir program olmuştu. O programdaki uhuvvet ve muhabbeti derhatır ediyor, zaman zaman Augsburg’tan ağabey ve kardeşlerle irtibatımız devam ediyordu. Çünkü oranın nur kahramanlarıyla ayrı bir uhuvvet ve muhabbet rabıtaları […]
Ahirzamanda fasad-ı ümmet zamanı
Âhirzamân müddeti uzun bir zaman dilimidir. Bediüzzaman’ın da ifadesiyle “Biz bir faslındayız.” Fitne ve fesâdın en şiddetli olduğu bir zaman aralığının adıdır âhirzamân. Bediüzzaman “Bu âhirzamân çok çalkalanıyor; bu fitne-i âhirzamân acîb şeyler doğuracağını ihsâs ediyor.[1]”diyor. Peygamber Efendimiz(asm)’in ahirzaman ile alâkalı hadis-i şeriflerini müceddid-i ahirzaman olarak Bediüzzaman tevil etmiş. Bu meselede Risale-i Nur’un başta Beşinci […]
Saîd Nursî’nin Görüşleri Işığında Yeni Dünya Düzeni’nde Müsbet Avrupa’nın Yeri
Özet: Bin dokuz yüzlü yılların ilk yarısında ve iki Harb-i Umûmî sonrası yaşanan olaylar, özellikle içinde yaşadığımız asrın hâdiseleri; çeşitli buhranlar yaşanmasına sebep olmuş, modernleşen toplumları insânî ve demokratik yaşam şartları açısından hayat standartları noktasında çok geri seviyeye düşürmüştür. Gerek siyâsi konjonktür, gerek âlem-i İslam’da yaşanan çatışmalar hâdiseleri daha da derinleştirmiştir. Bu makâlede mevcut hâdiseler […]
Bediüzzaman’ın Görüşleri Işığında Siyâset-i Âliye-i İslâmiye
Giriş Bediüzzaman Said Nursi, âlem-i İslâm adına müstakil siyâsetin ölçülerini Risale-i Nur’da göstermiştir. Âlem-i İslâm’ın müstakil bir siyâset takip etmesini, bu siyasi prensiplerin Kur’ânî, ahlâkî ve insanlığın ortak değerlerini gösterdiğini anlıyoruz. Adalet, hürriyet ve kanun hâkimiyeti Bediüzzaman’ın Kur’ânî siyaset prensiplerinin üssül esası olduğu görülüyor. Bu prensiplere siyâset-i âliye-i İslâmiye prensipleri olarak bakıldığı bir hakîkattir. Bediüzzaman, […]
Husûmet
Husûmet, düşmanlık, hasımlık, kincilik, zıddiyet, çekişmek mânâlarına gelen bir kelimedir. Bu fiil imân kardeşliğine ve fazilet-i İslâmiyeye zıddır. Husûmet, vahşet ve cehaletten ortaya çıkar. Aynı zamanda husûmet, mazi derelerinde hükümferma olan bir fiildir. Bediüzaman’ın ifadesiyle bu zaman ve zeminde mü’minlere karşı “Husûmet ve adâvetin vakti bitti.”[1] Çünkü “İslâmiyet, selm(barış) ve müsâlemettir(emniyet ve güvendir); dâhilde niza […]
Kizb/Yalan
Kizb, çok fenâ bir fiildir. İslâm dîni bu fiili kesinlikle yasaklamıştır. Çünkü İslâmiyet’in üssü’lesâsı sıdk olduğu için kizbe asla müsâmaha yok. Ancak içinde yaşadığımız âhirzaman asrında, asr-ı saadetten günümüze gele gele, sıdk ve kizb ortasındaki mesâfe azalıp, omuz omuza gelmiş durumda. Bir dükkânda her ikisi beraber satılmaya başlandığı gibi, ahlâk-ı içtimâiye de bozulmuş durumda. İşte […]
Tefâhur
Tefâhur; iftihâr etmek, övünmek anlamlarına gelmektedir. Kendini iyi görüp, kusurdan gaflet etmektir. İnsanın kendisinde var olduğunu düşündüğü, bazı faydalı işlerini ve iyiliklerini başkalarına göstermek ve bununla övünmesidir. İnsanın mânevî cephesini öldüren, enfüsî âlemini harap eden mânevî bir hastalıktır. Halbuki insanın kendini övüp senâ etmesi kalbî bir marazdır. Tefâhur marazının altında enâniyet, kibir, gurur gibi mânevî […]
Gıybet, Gayet Menfur ve Fenadır
Gıybet, gayet menfur ve fenadır “Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?”[1] Gıybet şu âyetin kat’î hükmüyle nazar-ı Kur’ân’da gayet menfur ve ehl-i gıybet, gayet fena ve alçaktırlar.[2] Bediüzzaman gıybet konusunda ayetin hükmünü de nazar-ı dikkate alarak gayet şiddetli bir üslup kullanıyor. Gıybet, cemiyetin bulaşıcı mikrobudur. Çabuk sirayet eder, yayılır. Kâinat manen nur talebelerine […]