Kalb ve İlhâm
İlhâm, kelime karşılığı anlamıyla, “bir şeyi birden yutturmak” anlamındadır. Kalbe bir şeyin ilkâsı; ‘kalbe feyiz yoluyla ilka’ edilen mânâ” demektir. İlhâm, belli bilgi vâsıtalarına başvurmadan Allah tarafından insanın kalbine veya zihnine indirilen mânâdır. Ya da feyiz yoluyla kalbe gelen mânâ, kalbte meydana gelen, delilsiz olarak anlaşılan ve insanı ibâdet ve amel etmeğe götüren ilimdir. Sâlihlerin, […]
Akleden Kalb
“Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, akledecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri-sağduyuları) kör olur.”[1] Yukarıdaki âyet akleden kalbi açıkça ifade ediyor. Bediüzzaman da “Nur-u akıl kalbden gelir.” “Ziya-yı kalbsiz olmaz nur-u fikir münevver.”[2] tespitini yapıyor.
Ruhun anlama aleti: Akıl…
Akıl bir âlettir. Ruhun anlama âletidir. Bıçağın kesme âleti, metrenin ölçme âleti olduğu gibi. Hakkın hitâbını fehm için, bir âlet, bir vasıtadır. Aynı zamanda akıl, düşünme, anlama, idrak etme kábiliyetine sahiptir. “Akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar.”[1] Aklın, insanı hayvanlardan ayıran mümtaz bir meziyeti […]
Kitap Fuarları
Karadeniz kitap fuarının ardından… 5. Karadeniz Kitap Fuarı, 16-24 Şubat 2019 tarihleri arasında TÜYAP Samsun Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Kitap Fuarı’nda Yeni Asya Neşriyat Standı’nda“Bediüzzaman ve Risâle-i Nur”un ön plana çıktığını müşahede ettik. Özel bir çalışma ile hazırlanan standtaBediüzzaman Said Nursi ve Yeni Asya görsellerinin ilgi ile takip edildiği gördük. Ziyaretçilerin uzun uzun resimlere […]
“Velveleye vermemek lâzım!”
Bediüzzaman, ‘velveleye vermemek’ meselesini bir meşveret cümlesi içinde istimal ediyor. Velvele; gürültü, patırtı, yaygara olarak bilinir. ‘Velveleye vermek’ ise ortalığı gereksiz telâşa ve heyecana düşürmektir. Hâlbuki insan, ihtiyâtla, telâşsız, velveleye vermeden hareket etmelidir. Teennî, sabır ve itidâl-i dem bir mü’minin en mümeyyiz sıfatları olmalıdır. Risale-i Nur hizmetlerinin devamı şahsa değil, şahs-ı mânevîye bağlıdır. Şahs-ı mânevîyi […]
Öfke ve Nefret
Öfke ve nefret, menfî bir duygudur. Bazı insanlara veya fikirlere karşı kızgın veya küskün bir tavırdır. Yani bir şeye veya bir kimseye karşı insanda meydana gelen şiddetli olumsuz hâldir. Öfke ânî ve geçici kızgınlık hâli iken, nefret daha uzun ve kalıcı öfke sınırlarını aşan, yöneldiği kişilere karşı tiksinti, düşmanlık ve önyargılar uyandıran çok daha tehlikeli […]
İzhâr-ı Fazl
Fazîletini, kıymetini ortaya çıkarmak, üstünlüğünü göstermeye kalkmak ve ihsâs etmek izhâr-ı fazldır. Bir insan fazîletini izhâr etse, bir gösteriş olur, makbul değildir. Hak taraftarı olan ve hak için bahse girişen izhâr-ı fazl etmez. En mühim ve kudsî bir mes’eleyi, satranç oyunu gibi izhâr-ı fazl yolunda ve müzâkere-i ilmiyeyi, münâkaşa derecesine çıkarıp, onunla oynamak bir gösteriş […]
Tevekkül-ü tembelâne
“Sizin atâlet bahanesi olan şu teşebbüssüz tevekkülünüz, nizam-ı esbâbı reddettiğinden, kâinatı tanzîm eden meşiete karşı temerrüd demektir. Şu tevekkül, döner, nefsini nakzeder.”[1] Bir işe teşebbüs etmeden yapılan tevekkül, tevekkül değil tembellik bahanesidir. Sebepler silsilesini reddeden fıtrat kánunlarına aykırı bir vaziyettir. Bu vaziyet kâinatı intizam altına alan Allah’ın meşietine karşı inat etmektir. Şu teşebbüssüz tevekkül, insanın […]