Risâle-i Nur’u Şerh ve Îzah -3

risle-i-nuru-okuma-metodu472067006cRisâle-i Nur’u Şerh ve Îzah -3

Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerine çok mühim vazîfeler yüklediğini görüyoruz. Şöyle ki:

“Onuncu Şuâ namında yazdığınız Fihristenin ikinci kısmı bana şöyle kuvvetli bir ümit verdi ki: Risâle-i Nur, benim gibi âciz ve ihtiyar ve zayıf bir biçareye bedel, genç, kuvvetli çok Saîd’leri içinizde bulmuş ve bulacak. Onun için bundan sonra Risale-i Nur’un tekmil-i îzahı ve haşiyelerle beyanı ve ispatı size tevdi edilmiş, tahmin ediyorum.”1

Buraya göre “Risale-i Nur’un tekmil-i îzahı ve haşiyelerle beyanı ve ispatı” nesl-i âtî olarak vasıflandırılan Genç Saîd’lerin omuzlarına yüklenmiş durumdadır.

Bu noktalardan değerlendirmelerimize devam edecek olursak, özellikle “Evet, Risâle-i Nur size mükemmel bir me’haz olabilir. Ve ondan erkân-ı îmâniyenin her birisine, meselâ Kur’ân kelâmullah olduğuna ve i’câzî nüktelerine dair müteferrik risâlelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem edilse ve hâkezâ, mükemmel bir îzâh ve bir hâşiye ve bir şerh olabilir”2 ifâdeleri çok net ve bir o kadar da bizlere usûl ve metod olarak neler yapmamız gerektiğini gösteriyor.
Ayrıca şu gelen noktalar, Risâle-i Nur Talebelerinin vazîfelerinin neler olduğunu açıkça ifade ediyor: “Zannederim ki, hakaik-i âliye-i îmâniyeyi tamâmıyla Risâle-i Nur ihâta etmiş; başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazan îzah ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazîfem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazîfeniz devam ediyor. Ve inşâallah vazîfeniz şerh ve îzahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve tâlimle, belki Yirmi Beşinci ve Otuz İkinci Mektupları telif ve Dokuzuncu Şuânın Dokuz Makamını tekmille ve Risâle-i Nur’u tanzim ve tertip ve tefsir ve tashihle devam edecek. Risale-i Nur’un samimî, hâlis şakirtlerinin heyet-i mecmuasının kuvvet-i ihlâsından ve tesânüdünden süzülen ve tezâhür eden bir şahs-ı mânevî, size bâki ve muktedir bir kuvvet-i zahrdır, bir rehberdir.”3
Bu mektupta on üç noktada vazîfe görülüyor. Bunlar “şerh, îzah, tekmil, tahşiye, neşir, tâlim, Yirmi Beşinci ve Otuz İkinci Mektupları telif, Dokuzuncu Şuânın Dokuz Makamını tekmil, tanzim, tertip, tefsir ve tashih”tir.

Bu vazîfeleri incelemeye çalışalım inşâallah.

1. Şerh: Açıklama, îzah etmedir. Açık ve ayrıntılı anlatmaktır. Veya ilgili bir mevzuyu geniş olarak açmak, genişletmek, açıklamak, anlaşılmasını sağlamaktır. Bir yazı veya mevzuyu kolay anlaşılması için îzah etmek, tafsîl etmektir. Risâle-i Nur’un şerhinde ise, öncelikle mevzûların müteferrik yerlerden bir araya getirilerek açıklığa kavuşturulması en münasip bir yoldur. Çünkü “Risâle-i Nur’un hocası, Risâle-i Nur’dur. Risâle-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyâç bırakmıyor” îzahları şerh noktasında bir mihenk olabilir. Üstadın “müteferrik risâlelerdeki parçalar toplansa veya ayrı ayrı bürhanlar cem edilse ve hâkezâ, mükemmel bir şerh olabilir”4 açıklamaları bu noktaya ışık tutuyor olmalıdır. Ayrıca Zübeyir Gündüzalp Ağabeyin “Okunan Türkçe veya Arapça bir Risâlenin îzahı, başka bir Risâlede varsa, onu getirip okuyor”5 tesbiti de Üstadın gösterdiği şerhe münasip bir tesbittir.

2. İzah: Bir mevzuyu anlaşılır hâle getirmek ve anlaşılmasını sağlamaktır. Açık olarak anlatmaktır. Emirdağ Lâhikası’nda geçen bir cümle izah noktasında bize yol gösterici olabilir. Şöyle ki: Risâle-i Nur’u okurken “Gerçi herkes kendi kendine bir derece istifade eder; fakat herkes herbir meselesini tam anlamaz. İmân hakîkatlerinin îzahı olduğu için, hem ilim, hem mârifetullah, hem huzur, hem ibâdettir.”6 Demek Risâle-i Nur okunurken îzah gerekebilir. Çünkü Risâle-i Nur’da çok derin ve müşkül mevzular olduğundan herkes her meselesini anlayamayabilir. Ancak hissesiz de kalmaz: “Bu ehemmiyetli Risâlenin, herkes herbir meselesini anlamaz. Fakat hissesiz de kalmaz. Büyük bir bahçeye giren bir kimsenin, o bahçenin bütün meyvelerine elleri yetişmez. Fakat, eline girdiği miktar yeter. O bahçe yalnız onun için değil; belki, elleri uzun olanların hisseleri de var”7 tavsiyesi ve dersi, Risâle-i Nur’a muhatap olanların muhakkak hissedâr olacağını ifade etmekte ve nasibi kadar istifade edeceğini göstermektedir. Öyleyse bizler de nasibimize yardım etmeliyiz.
Risale-i Nur’dan izah meselesine müteferrik yerlerden eklemeler yapmak istiyoruz. Bediüzzaman Hazretleri îzah noktasında müteferrik Risâlelerde meselelerin ve okunan mevzuların îzahı olduğunu defaatle gösteriyor ve farklı yerlere atıflar yaparak göndermeler yapıyor.

İşte belki de yüzlerce numunesinden birkaçı:
Dördüncü Söz’de îzahı bulunan…
Bu makamın îzahı On Dokuzuncu Mektub olan Mu’cizat-ı Ahmediyenin âhirindedir.
On Altıncı Mektub’da îzahı ve tafsili geçen…
On Üçüncü Lem’anın âhirinde îzahı bulunan ki…
Bu sualin “On Birinci Sözde ve Yirmi Üçüncü Sözde ve Yirmi Dördüncünün Beşinci Dalının     İkinci Meyvesinde îzahı vardır.”,
Üçüncü Lem’ada bu sırrın îzahı geçtiğinden,…
Bu hakikatin, İhtiyar Risâlesinde, Yedinci Ricada îzahı var; ona bakmalısınız.
Risâle-i Nur’un çok yerlerinde îzahı ve kat’î hadsiz hüccetleri bulunan iman-ı billâh rüknünün binler küllî bürhanlarından birtek bürhana kısaca bir işarettir.
Kardeşlerim, her ikisini faydalı bulmasından iki îzahı beraber kaydetmişler. Yoksa biri kâfi idi.
Yine Gençlik Rehberinde îzahı var.
Bu hakikatin, İhtiyar Risâlesinde, Yedinci Ricada îzahı var; ona bakmalısınız…

Görüldüğü üzere Risâle-i Nur’un müteferrik yerlerinde meselelerin başka bir Risâlede îzahının yapıldığını söyleyen Bediüzzaman Hazretleri bu noktada da bizlere mükemmel bir yol göstermiş oluyor. Usandırmamak için buraya eklediklerimizle iktifa ediyoruz.
İnşâallah haftaya “tekmil, tahşiye ve neşir…” mevzularıyla konuya devam edelim…

Dipnotlar:
1- Barla Lâhikası, 2006, s.588.
2- a.g.e., s.588.
3- a.g.e., s.588.
4- a.g.e., s.588.
5- Sözler, 2004, s. 772.
6- Emirdağ Lâhikası 2, 2006, s. 853-54.
7- Şuâlar, 2005, s.163.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.