Bediüzzaman İstanbul’dan ayrılıyor Bediüzzaman, 24 Mayıs 1909 yılında Divan-ı Harp askerî mahkemesinden beraat etmesine vesile olan savunmasında, İstanbul’a veda edeceğini ve doğup büyüdüğü beldelere döneceğini söylemiş olmasına rağmen, Van’a geri dönüş yolculuğuna ancak dokuz veya on ay sonra çıkabilmiştir. Bu süre zarfında İstanbul’da kalmaya devam eder. Bediüzzaman, 1910 yılı bahar mevsiminin ardından geri dönüş için […]
Etiket: istanbul
Bediüzzaman İstanbula’da ne kadar kaldı?
Bediüzzaman İstanbula’da ne kadar kaldı? Bediüzzaman’ın İstanbul’dan Şark’a dönüş için ayrıldığı târîhin, hangi ayda olduğu ve Bediüzzaman’ın Divan-ı Harp Mahkemesi’nde beraatinden sonra İstanbul’da ne kadar zaman kaldığı kesin belli olmamakla beraber, onun hayatıyla ilgili yazılan bütün tarihçeler, 31 Mart Hâdisesi sebebiyle Divân-ı Harb’den beraatinden sonra, İstanbul’da fazla durmadığını kaydederler. Ancak daha sonra İnebolulu merhûm Ahmed […]
Bediüzzaman’ın Ferah Tiyatrosu’daki konuşması
Belgelere göre Ferah Tiyatrosu Hâdisesi 21 Ocak 1909[1]’da vuku bulmuştur. Bediüzzaman Divan-ı Harb-i Örfi’de çeşitli hadiselerin yatıştırılması ve daha büyük hadiselerin vukuu bulmaması için nasıl gayret ettiğini ise şu ifadeleriyle anlatıyor: ”Kaç defa, büyük içtima’larda heyecanları hissettim. Korktum ki; avam-ı nâs siyasete karışmakla, asayişi ihlâl etsinler. Bir Kürt talebesinin lisânına yakışacak lâfızlarla heyecanı teskin ettim. […]
Bediüzzaman Şişli’de kimin evinde kaldı?
Bediüzzaman İstanbul’a Şark’ın problemlerini görüşmeye ve maarif için Doğu’da din ve fen ilimlerinin birlikte okutulacağı medreseler açılması talebiyle Mabeyn-i Hümayun’a sunduğu eğitimin ıslahıyla ilgili arzuhalleri, başını derde sokmuştu. Çünkü Mabeyn-i Hümayun’a nüfuz etmiş olan zamanın idarecilerini Bediüzzaman’ın dilekçesi çok rahatsız etmiştir. Ayrıca Mabeyn-i Hümayun’a nezaret eden Zaptiye Nazırı Şefik Paşa ve sarayda görevli üst düzey bürokratlarla, […]
Bediüzzaman maaş ve ihsân-ı şahâneyi red ediyor
Bediüzzaman, Şarkın iki büyük ihtiyacı olduğunu ve bunların birincisinin millî birlik ve beraberlik, ikincisinin de dinî ilimlerle birlikte medeniyetinin inşâsında mühim rol oynayan fen bilimlerini öğrenmekten geçtiğini çok iyi biliyordu. Bu nedenle Şark vilayetlerinin eğitim meselelerini görüşmek için İstanbul’a gelmişti. Hatta Doğu’nun hastalığının cehalet olduğunu, cehaletin ise marifet (ilim) ile tedavi edileceğini söylüyordu. Bu hastalığı […]
Bedîüzzamân’ın Toptaşı’na gönderilmesi
Bediüzzaman Hazretleri kendi ifadesiyle tımarhaneye kadar nasıl sürüklendiğini şöyle ifade ediyor: “Bitlis vilâyetine tâbi Nurs Köyü’nde doğan ben, talebe hayatımda, rastgelen âlimlerle mücadele ederek, ilmî münâkaşalarla karşıma çıkanları inâyet-i İlâhiye ile mağlûp ede ede İstanbul’a kadar geldim. İstanbul’da, bu afetli şöhret içinde mücadele ederek, nihayet rakiplerimin ifsadatıyla merhum Sultan Hamid’in emriyle tımarhaneye kadar sürüklendim.”[1] Ayrıca […]
“Kim ne isterse benden sorsun”
Bediüzzaman’a İstanbul’a gelmeden evvel bir gün Tahir Paşa, “Şark ulemasını ilzam ediyorsun, fakat İstanbul’a gidip o denizdeki büyük balıklara da meydan okuyabilecek misin?”[1] demişti. Bediüzzaman İstanbul’a geldiğinde bir süre sonra ulemayı münâzaraya davet etti. Bunun üzerine İstanbul’daki meşhur âlimler grup grup ziyarete gelip sualler soruyorlar ve o hepsinin de cevaplarını sahîh olarak veriyordu. Bundan maksadı, […]
Bedîüzzamân Şekerci Hanı’nda…
Bediüzzaman’ın İstanbul’a geldiğinde kaldığı yer, Fatih Camii yakınlarında İslâmbol Caddesi’nde Malta Çarşısı’ndaki Şekerci Hanı. Yüz odalı bu han o devrin ileri gelen âlimlerinin ve Osmanlı aydınlarının uğrayıp ikâmet ettiği, sosyal ve kültürel olaylara sık sık sahne olan bir ilim ve irfan merkezi hüviyetinde kullanılıyormuş. Aslında Şekerci Hanı, Fatih Camii’nin inşâsı sırasında işçi ve ustaların konaklaması […]
Bediüzzaman’ın İstanbul yolculuğu
Bediüzzaman Medreset-üz-Zehra’sını, Büyük İslâm Üniversitesi’ni vücuda getirmek, dolayısıyla sekiz senedir plan ve projesini zihninde çizdiği cihan çapındaki İslâm’a hizmet dâvâsının bir kanadını ve hayatı boyunca kendisine gaye-i hayal ederek uğrunda çalıştığı pek büyük niyetinin bir tarafını tahakkuk ettirmek maksadı ve gayesiyle, İslâm halifesine müracaat etmek üzere İstanbul yolunu tuttu.
Bediüzzaman Van’dan, İstanbul’a gidiyor
Bediüzzaman’ın İstanbul’a gitmek üzere Van’dan ayrılması 1907 Kasım’ının 18’inden sonra[1]gerçekleşmiştir. İstanbul’a gelişi: Rûmî 1323, bu tarîh 1907 Aralık ayı sonu veya 1908 Ocak ayı başları olmalıdır. Divan-ı Harb-i Örfî’nin ikinci tab’ında Nâşir Ahmed Râmiz tarafından yazılan önsözde O’nun gelişi, kendisine gösterilen alâka ve tavır şöyle ifâde ediliyor: “Üç yüz yirmi üç(1323) senesi zarfında idi ki, Şarkın yalçın, sarp, […]