Davasında kendini fânî etti
Eğitimci yazar Abdulbaki Çimiç, Zübeyir Gündüzalp’in hayatına bakıldığında uzun izahlara ihtiyaç kalmadığını, onun sadakatinin bizzat hayatıyla görüldüğünü ifade etti. Çimiç, “Çok fazla söze ihtiyaç yok esasında; Zübeyir Ağabey kendi hayatı, davaya sadakati apaçık ortada” diyerek başladığı konuşmasında, Zübeyir Gündüzalp’in sıradan bir talebelikten öte, bütün varlığını Üstadına, Risale-i Nur’a ve hizmete adayan bir şahsiyet olduğunu vurguladı. Onun, “Kâinata değişmem” denilen bir zat olarak bütün gayretiyle bu davada kendisini fâni ettiğini belirten Çimiç, bu yönüyle Zübeyir Ağabeyin sadece Risale-i Nur’u okuyan ya da anlatan biri değil; aklıyla, kalbiyle, himmetiyle ve hayat tarzıyla davasını yaşayan bir numune-i imtisal olduğunu dile getirdi.
Bu şuurun temeli: Helâl lokma ve manevî terbiye
Çimiç, Zübeyir Gündüzalp’in şahsiyetinin arka planında aileden gelen çok kuvvetli bir manevî terbiye bulunduğunu ifade ederek, bu hususu bizzat kendi mektubundan hareketle anlattı. Bediüzzaman Hazretleri’nin yetiştiği aile ortamını hatırlatan Çimiç, benzer bir sırrın Zübeyir Ağabeyde de görüldüğünü belirtti ve ailesine yazdığı mektuptan şu bölümü aktardı: “Babam bana haram lokma yedirmemiş. Anam bana haram süt vermemiş.” Bu terbiyenin çocukluk yıllarından itibaren nasıl işlendiğini anlatan Çimiç, 3-4 yaşlarında iken komşu bağından bir çöp almanın bile haram olduğunun öğretildiğini, Zübeyir ağabeyin de “çok hoşlandığım mayhoş elmayı yemezdim” diyerek bunu bizzat ifade ettiğini söyledi. Mektuptaki, “Babam çok para kazanacağım diye haram kazançlara tenezzül etmemiş. Zengin olmamış fakat helâl para gibi az da olsa çok büyük bir kalp zenginliğini taşımış” cümlelerini de hatırlatan Çimiç, Zübeyir Gündüzalp’in Bediüzzaman’a talebe oluşunda ve bu hizmete kabul edilişinde, anne-babadan gelen bu helâl hassasiyetinin ve manevî telkinin önemli bir sır taşıdığını belirtti.
Onu Zübeyir bilir: Meslek ve meşrep meselelerinde ona müracaat edildi
Konuşmasının devamında Zübeyir Gündüzalp’in yalnızca sadakatiyle değil, Risale-i Nur’un meslek ve meşrebini doğru kavrayıp ifade etmesiyle de temayüz ettiğini belirten Çimiç, onun bu noktada çok net ölçüler ortaya koyduğunu söyledi. “Üstadımızın hizmet tarzı, gayesi ve Risale-i Nur’un mesleği Kur’ânî, imanî, manevî, uhrevî, İslâmî, ilmî ve fikrîdir. İçtimaî, siyasî ve dünyevî müesseseleşmek tarzında değildir” ve “Bediüzzaman’ın davasına Bediüzzaman’ın tarzında hizmet edilir. Başka mesleklerin usulüyle değil” sözlerini aktaran Çimiç, Zübeyir Ağabeyin bu çizgiyi hayatına aksettirdiğini ifade etti. Çimiç, Üstaddan sonra ağabeylerin de bu noktalarda ona müracaat ettiğine dikkat çekti. Bayram ağabeyin, “Biz Üstaddan sonra Risale-i Nur’un meslek ve meşrep prensiplerini Zübeyir ağabeyden öğrendik” dediğini hatırlatan Çimiç, Zübeyir Ağabeyden 20 yaş büyük olan Tahirî Ağabeye içtimaî ve sosyal hadiselerle ilgili sualler sorulduğunda onun da “Onu Zübeyir’e sorun. Üstad Hazretleri onu hususî olarak bu meselelerde yetiştirdi, onu Zübeyir bilir” dediğini nakletti.
İhlâs, üslup ve şahs-ı manevî mirası bıraktı
Çimiç, Zübeyir Gündüzalp’in hizmette sadece esasları değil, o esasların hangi ruh ve üslupla taşınacağını da titizlikle muhafaza ettiğini belirtti. “Mesleğimize uymayan şeyleri hatırlatan cümleler kurmayın. Mesleğimizi ifade eden cümleler kurun” ve “Risale-i Nur’un üslubunu yazacaksanız Risale-i Nur’un üslubunda ve dilinde yazın” sözlerini aktaran Çimiç, yazılan metinlerin farklı insanlara dokunmayan, kuşatıcı ve latif bir dille kaleme alınması gerektiğinin özellikle vurgulandığını söyledi. Bunun yanında Zübeyir ağabeyin Üstad tarafından ağır imtihanlardan geçirildiğini, fakat onun hiçbirinde nefsini öne çıkarmadığını belirten Çimiç, Üstadın zaman zaman ona şiddetli ikazlarda bulunduğunu, buna karşılık Zübeyir ağabeyin sadece “Haklısın Üstadım, doğru söylüyorsun Üstadım” diyerek teslimiyet gösterdiğini anlattı. Daha sonra ise yine Üstadın, “Ben Zübeyir’i kainata değişmem” diyerek onu nazara verdiğini hatırlatan Çimiç, bu çizginin gerisinde ihlâs, sadakat ve ahde vefa bulunduğunu ifade etti. Çimiç, Zübeyir ağabeyin geride yalnız hatıra değil; “sadakat, sebat, uhuvvet, muhabbet, meşveret, şura ve şahs-ı manevinin sistemleşmesi” noktasında büyük bir miras bıraktığını söyledi.
Üstadının yanında kalmak için hapishaneyi tercih etti
Eğitimci yazar Abdulbaki Çimiç, Zübeyir Gündüzalp’in hizmet anlayışının, fedakârlık ve Üstada bağlılık temelinde şekillendiğini ifade etti. Sağlık problemlerine rağmen hizmetten geri durmadığını belirten Çimiç, Doktor Sadullah Nut’un tedavi teklifine verdiği cevabı aktararak, “Bu tedavi kaç gün sürer kardeşim?” sorusuna “15 gün” denildiğinde, “Olmaz kardeşim! Hizmet için 15 gün çok uzun bir zaman, yatmam” dediğini hatırlattı. Bu yaklaşımın, onun dava şuurunu açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Çimiç, Zübeyir Gündüzalp’in bütün ömrünü Risale-i Nur hizmetine vakfettiğini dile getirdi. Afyon hapsi sürecinde de aynı bağlılığı gösterdiğini belirten Çimiç, Üstadına yakın olmak için kendisini ihbar ettiğini, tahliye sırasında ise “Hayır bu işte bir yanlışlık var” diyerek hesapların yeniden yapılmasını istediğini ve 40 gün daha Üstadının yanında kalmayı tercih ettiğini aktardı. Bu hâlin, onun hizmete ve Üstadına olan sadakatinin müşahhas bir tezahürü olduğunu vurguladı.
Meslek ve meşrebe sadakatle hizmet etti
Çimiç, Zübeyir Gündüzalp’in fedakârlığının yanı sıra Risale-i Nur’un meslek ve meşrebine olan bağlılığıyla da temayüz ettiğini ifade etti. Onun “sadırdan değil satırdan kardeşim” anlayışıyla hareket ettiğini belirten Çimiç, her meselenin ölçüsünü Risale-i Nur’da aradığını dile getirdi. Ortaya çıkan ihtilaflarda da yine Risale-i Nur’a müracaat ederek Hizmet Rehberi’ni hazırladığını ve içtimaî, siyasî ve sosyal meselelerde bu ölçülerle hareket ettiğini söyledi. Tarihçe-i Hayat’ın hazırlanmasında ve neşriyat hizmetlerinde de büyük bir gayret ortaya koyduğunu ifade eden Çimiç, özellikle lâhika mektuplarının toplanması için yoğun çaba sarf ettiğini belirtti. Bu gayretin tamamlanmasının bugün için de bir vazife olduğuna dikkat çeken Çimiç, eksik kalan mektupların ortaya çıkarılması gerektiğini ifade ederek, bu hizmetin devam ettirilmesi çağrısında bulundu.
Haber: Yeni Asya
Haber linki:
https://www.yeniasya.com.tr/gundem/meslek-ve-mesrebe-sadakati-ile-ornek-oldu_621262